menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Evrenin Öteki Ucunda Ne İşimiz Var? Neden Evrenin Sonunu Merak Ediyoruz?

63 0
26.07.2026

Evrenin Öteki Ucunda Ne İşimiz Var? Neden Evrenin Sonunu Merak Ediyoruz?

Burada daha önce yazdım; ben bir zamanlar Türkiye’de Uzay Yolu adıyla yayınlanan Star Trek’in büyük bir hayranıyım ve Star Trek evreninde yapılan bütün dizileri, uzun metrajlı filmleri defalarca seyrettim.

Türkiye’de pek bilinmeyen Star Trek spin-off’larından biri, Amerika’da 1995-2001 yılları arasında gösterilen Voyager. Bu dizide, Kaptan Janeway komutasındaki uzay gemimiz, mürettebatın da tam izah edemediği bir biçimde tehlikeli bir görevin ortasındayken ansızın kendini hiç bilmediği bir uzay bölgesinde bulur.

Bir süre sonra bulundukları yerin Delta Çeyreği (Delta Quadrant) olduğu anlaşılır. O zaman anlarız ki Birleşmiş Gezegenler Federasyonu aslında galaksinin tamamına değil, Samanyolu’nun sadece belirli bir kısmına hâkimdir; diğer bölgeler doğru dürüst haritalandırılmamıştır bile.

Ve galaksimiz o kadar büyüktür ki uzay gemimiz Voyager, muazzam hızlara ulaşmasını sağlayan warp motorlarına sahip olmasına rağmen, kendi tanıdık galaktik çeyreğine ancak 75 insan yılında varabilecektir.

Dizinin kurgusal dünyası bir yana, insan ömrüyle ve insanın geliştirebileceği teknolojilerle baktığımızda evrenin büyüklüğü hayal edilebilir gibi değil.

İnsanlık bir süredir Mars’a gitme planları yapıyor; ancak bu yolculuğun 6 ila 9 ay arasında süreceği hesaplanıyor. Bu kadar sürede uzay gemisindeki mürettebatın zihnen ve bedenen nasıl sağlıklı kalacağı vb. faktörler seyahatin önündeki en büyük engellerden biri.

Düşünün, Mars bizim Güneş Sistemi’mizdeki komşumuz; ona bile uzun yolculuk süresi nedeniyle gidemiyoruz.

Peki Güneş Sistemi’mize en yakın yıldız ne mesafede? O yıldızın adı Proxima Centauri. Gökyüzünde gördüğümüz Alfa Centauri üçlü yıldız sisteminin bir üyesi ve bizden 4,24 ışık yılı uzakta.

Yani ışık hızında yolculuk yapmayı başarsak bile bu yıldız sistemine gitmek (ivmelenme ve yavaşlama sürelerini eklersek) kabaca 6 yıl sürecek.

Ama tabii ışık hızıyla yolculuk yapmak kütleli cisimler için imkânsız. Albert Einstein’ın denklemlerine göre kütlesi olan hiçbir şey ışık hızına ulaşamaz. Hadi diyelim ki Star Trek’teki gibi hayal gücümüzü kullandık ve ışık hızına yakın seyahat edebilen bir uzay gemisi yaptık.

O geminin durduğu yerden yüksek hızlara ulaşması epey bir zaman alacak, benzer şekilde hedefte yavaşlaması da bir o kadar zamana mal olacaktır. O yüzden toplam yolculuk süresine kabaca 6 yıl dedim. Bu hesabı ayrıntılı simüle etmiş değilim; ancak bir an için 6 yıllık süreyi doğru kabul edelim.

Bu 6 yıl, biz Dünya’da kalanlar için geçerli zaman olacaktır. O uzay gemisinde muazzam hızlara ulaşıp sonra yavaşlayanlar için geçecek süre ise —yine Einstein sayesinde biliyoruz ki— görelilik nedeniyle çok daha kısa, mesela 3 yıl olacaktır.

Diyelim ki gittiler, orada........

© 10 Haber