menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bütün insanlığın kaderi üç şirketin eline bırakılabilir mi?

102 0
10.09.2026

Bütün insanlığın kaderi üç şirketin eline bırakılabilir mi?

Bundan tam bir ay önce, 10 Ağustos günü 10Haber’de küresel ekonomi gazetesi Financial Times’da yayınlanan bir makalenin tam metin çevirisi yayınlandı. Makalenin başlığı “Günümüz dünyası bilim kurgu romanlarını hatırlatıyor ama Asimov’unkileri değil daha çok Philip K. Dick’inkileri” idi.

Bilim kurgu türünü sevenlere çok şey söyleyen bu başlık, bu türü pek okumayan, sinemada da pek maruz kalmayanlara az şey ifade etmiş olabilir. Aslında aradaki fark çok derin ve günümüz açısından da çok şey anlatıyor.

Bilim kurgu türünün dev ve velut yazarı Isaac Asimov için bilim ve teknolojideki gelişmeler her şart altında daha iyi bir geleceği bize hazırlardı. Evet , insanlar mesela robotlardan ve robotların kendi başına hareket etmesinden çok korkup onları yasaklamışlardı ama sonunda hayatta kalan bir robot, kendi kendini de geliştirerek insanlığa kurtuluş yolunu, sonsuz mutluluğu buldurmuştu.

Asimov gerçeklerden kopuk değildi; Roma İmparatorluğu’nun yükselişi ve çöküşü üzerine büyük bir uzman olan yazar, toplumsal gel-gitleri de, uygarlıkta yaşanan gerilemeleri de, insan bağnazlıklarını da, kültürel gelişme ve değişmeyi de hep kitaplarında ana izlek yapıyordu ama işte en sonunda iyimserdi.

İyimserliğin değil karanlık geleceğin yazarı

Buna karşılık kendisinden biraz daha genç olan, yaşadığı dönemde kadri çok az bilinmiş, zaten yaşadığı kişisel sorunları, uyuşturucu ve ilaç bağımlılığı gibi dertleri nedeniyle topluma pek de örnek gösterilmeyecek bir kişi olan Philip K. Dick, hiç o kadar iyimser değildi; tam tersine dibine kadar gerçekçiydi ve geleceğin karanlık tarafları hakkında spekülasyon yapmaktan hiç geri kalmıyordu.

Herkesin bildiğini varsaydığım bir örnek vereyim: Blade Runner.

‘Androidler rüyalarında elektronik koyunlar mı görürler’ adlı Philip K. Dick öyküsünden yapılan bu filmde, insansı robotların kendilerini insan olarak görmek istemesi, onları üreten ve etrafa salan şirketin acımasız patronu, o patronun kendisinin de robot olduğunu neden sonra anladığımız asistanı ve kaçak robotları avlayıp öldürmekle görevli dedektifin o robot asistana aşık olmaktan kendini alamaması anlatılır. Çok karanlık bir film ve öyküdür; aç gözlülüğü, fakirlerin fakir kalmaya devam etmesini, şirketlerin dünyaya hakim olmasını anlatır arka planda. Öyküde kimse mutlu değildir, kimse mutlu olmaz.

İnsanlığın sonu gelir mi? Gelmez diyemiyoruz

Yazının başında sözünü ettiği makalenin yazarları John Hopkins Üniversitesinden Henry Farrel ve Stanford Üniversitesinden Dan Wang ile hemen hemen aynı fikirdeyim.

Günümüz dünyasında teknolojinin geldiği nokta, Philip K. Dick’in bize tarif ettiği geleceğe şaşırtıcı derecede çok benziyor.

Salı günü bir bilgisayar bilimci olan Jacob Coxon, çalıştığı Anthropic adlı öncü yapay zeka şirketinden istifa ettiğini duyurdu, bunu yaparken de özellikle OpenAI ve Anthropic’i kastederek “İnsanlığın sonunu getirecek bir teknolojiyi kontrolsuz bir yarış içinde ortaya çıkarmak üzereler” dedi.

Ona destek veren OpenAI’da üst düzey yönetici de olan bir başka bilgisayar bilimci, önümüzdeki 10 yılda insanlığın  sona erme ihtimalinin yüzde 10’un üzerinde olduğunu söyledi.

Nükleer teknoloji denetim altında

Bunlara çok........

© 10 Haber