İlişki sabotajı
Geçen hafta The New York Times’ın Modern Love sayfasında bir başlık gözüme takıldı: “We kept looking for reasons to break up.” Ayrılmak için durmadan neden aradık.
Birbirlerini seviyorlar, iyi vakit geçiriyorlar, aralarında çekim var. Ortada “kaç kurtul” dedirtecek büyük bir felaket de yok. Ama ikisinin de gözü ilişkinin güzel taraflarında değil, biteceğini kanıtlayacak ayrıntılarda. Biri yaklaşıyor, diğeri uzaklaşıyor. Sonra roller değişiyor. Bir noktada biri ortadan kayboluyor. Diğeri ise üzülmek bir tarafa neredeyse rahatlayacak. Ne de olsa haklı çıkmış oluyor.
İlişkilerde başımıza gelen tuhaflıklardan biri bu. Karşımızdaki insanla yaşadığımızı zannederken bazen yıllar önce öğrendiğimiz bir ilişki senaryosunu yeniden oynuyoruz.
“İnsanlar gider.” “Çok bağlanırsam canım yanar.” “Birine ihtiyaç duymak zayıflıktır.” “Her şey bu kadar iyiyse birazdan kötü bir şey olacak.”
Sonra beyin bu senaryonun kanıtlarını toplamaya başlıyor.
Mesajına eskisinden yarım saat geç mi cevap verdi? Bir şey var. Akşam biraz sessiz mi? Benden soğudu. Eskisi kadar heyecanlı değil miyim? Demek ki yanlış insan. Tatilde kavga mı ettik? Zaten uyumsuzuz.
Oysa belki de ortada ilişkinin sonunu gösteren hiçbir şey yok. Psikolojide yetişkin bağlanması üzerine yapılan çalışmalara göre bağlanma kaygısı yüksek kişiler, ilişkide reddedilme ve terk edilme işaretlerine karşı daha tetikte olabiliyor; kaçınma tarafı ağır basanlarsa yakınlık arttıkça mesafe koymaya ve bağımsızlığı korumaya yönelebiliyor.
Yani aynı korku iki insanda........
