Çok Yakınlık, Tez Cinsel Ayrılık
Neden mutlu ilişkilerdeki insanlar da aldatır? İyi bir evlilik, sadakatin garantisi değil mi?
Bu soruya ilişkilerin ve modern arzunun küresel gurusu Esther Perel cevap verdi hem de 20 yıl önce.
Esther Perel yirmi yıl önce ne çok satan bir yazar ne popüler bir podcast sunucusu ne de adını herkesin ezbere bildiği o kültürel ikondu.
O yıllarda Perel, yalnızca çok önemli ve geleneksel ezberleri bozan bir gözlemi olan Belçikalı bir psikoterapistti.
Danışanlarının büyük bölümü birbirini seven, birbirini destekleyen, dışarıdan bakıldığında imrenilecek kadar sağlıklı görünen ilişkiler içindeydi. Buna rağmen ya tatmin edici bir cinsel yaşamları yoktu ya da yatak odaları çoktan ayrılmıştı ve çoğunun problemi aldatmaydı.
O dönemde psikoloji dünyasında hâkim görüş oldukça net ve konforluydu. Bir çiftin cinsel yaşamı, ilişkilerinin aynasıdır. İnsanlar birbirine ne kadar yakınlaşırsa, seks de o kadar iyi olur.
Ancak Perel’in kliniğinde gördüğü tablo bunun tam tersini söylüyordu. Ona göre duygusal yakınlık ile cinsel arzu çoğu zaman aynı yönde ilerlemiyordu hatta sık sık birbirinin tam karşısında duruyordu.
İşte tam da bu yüzden, Perel’in 2006’da yayımlanan Mating in Captivity (Esaret Altında Arzu) kitabının üzerinden yirmi yıl geçmesine rağmen bugün herkes hâlâ aynı temel kafa karışıklığını yaşıyor: Eğer birbirimizi bu kadar çok seviyor ve iyi anlaşıyorsak, cinsellik neden ölüyor, arzu neden dışarıda aranıyor?
Geleneksel mantık “İlişki bozulduğu için seks biter” der. Perel ise tam aksini söyleyen biri. İlişkide cinselliği öldüren şeyin çatışmalar değil, aksine inşa ettiğimiz o “aşırı güvenlik” ve “mükemmel uyum” alanı olduğunu söylüyor. Çünkü sevgi ile arzunun ihtiyaç duyduğu iklimler birbiriyle........
