menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Öngörülebilirlik Tuzağı: 2026’da ABD Caydırıcılığının ve Altın Standardının Çöküşü

49 0
27.03.2026

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ABD stratejisi, saldırganlığı caydırmak, müttefiklere güven vermek ve diğer devletleri etkilemek amacıyla askeri gücü bir tehdit unsuru olarak kullanmaya yani savaşı önlemenin bir yolu olarak dayanıyordu. 

ABD gücü, genellikle askeri bir çatışmaya girmeden sonuç aldığında en etkili kabul edilir. Caydırıcılığın paradoksu da buradadır: Caydırıcılık, kullanılmak zorunda kalınmadığı sürece en yüksek verimle çalışır.

2026 yılına gelindiğinde; “Epic Fury” Operasyonu, dini lider Ali Hamaney’in ölümü ve sert askeri müdahaleler İran’ı durdurmaya yetmedi. Bu durum, caydırıcılığın ancak ucu açık ve belirsiz kaldığında güçlü olduğunu kanıtladı. ABD’nin askeri tırmanışına rağmen İran çökmedi; aksine bölge genelinde misilleme saldırılarını sürdürerek ABD’nin blöfünü görmüş bir güç gibi hareket etmeye başladı.

Caydırıcılık, ne yaptığınız değil, düşmanınızın neler yapabileceğinizden korkmasıdır. ABD, “maksimum baskı” politikasından ölçülü çatışma yönetimine geçerek, aslında düşmanlarına kendi kırmızı çizgilerini ve eşiklerini açık etmiş oldu. Bu durum, hasımların ABD’nin tepki sınırları içerisinde kalarak operasyon yapmasına ve misillemede bulunmasına zemin hazırladı.

Başkan Trump’ın son dönemdeki, İran’ın “anlaşma için yalvardığı” ve müzakere arzusunu itiraf etmekten korktuğu yönündeki söylemleri, caydırıcılık teorisinin hâlâ devrede olduğuna dair bir işaret olabilir. Ancak İranlı yetkililer ABD ile herhangi bir müzakere içinde olduklarını reddediyor. Trump, İranlı müzakerecilere “çok geç olmadan ciddileşmeleri” çağrısında bulunarak “cehennemi üzerlerine salmakla” tehdit etmeye devam ediyor. Ilk........

© 10 Haber