Görünmeyen Jüri ve Deneme-Yanılma Yöntemiyle Siyasi Lider Arayan Ülkeler
İngiltere’de bir kez daha, yeni bir başbakan.
Yeni vaatler.
Yeni umutlar.
Bir süre sonra ise aynı cümleler duyuluyor:
“Beklentileri karşılayamadı.”
“Yeni bir isim gerekiyor.”
Bütün bunlar bana bir televizyon yarışmasını hatırlatıyor.
Yarışmacılar sırayla sahneye çıkıyor.
Kimi karizmatik, kimi teknokrat, kimi “değişimin sesi” olarak tanıtılıyor.
Bir süre alkış alıyorlar.
Sonra ekonomi, göç, enflasyon, toplumsal huzursuzluk ya da parti içi dengeler karşısında performansları sorgulanıyor.
Beklentileri karşılayamadıkları düşünüldüğünde ise…
Eleniyorlar.
Yerlerine yenileri geliyor.
İngiltere’de Boris Johnson, Liz Truss, Rishi Sunak…
Almanya’da Angela Merkel sonrasında Olaf Scholz, ardından Friedrich Merz…
Fransa’da François Hollande’ın hızla tükenen siyasi kredisi sonrasında bu kez, “seyircinin beğeneceği” düşüncesiyle genç, dinamik ve eski siyasetin dışında olduğu anons edilen Emmanuel Macron sahneye çıktı.
Adeta ‘profesyonel bir prodüksiyonun’ yeni yıldızı gibi karşılandı.
İlk sezon büyük ilgi gördü.
Ardından Sarı Yelekliler protestoları, emeklilik reformu tartışmaları, mecliste çoğunluğun kaybedilmesi ve seçimlerde seçmenin verdiği uyarılar…
Seyircinin coşkusu dibe vuracak kadar azaldı.
Normalde böyle bir yarışmada yapımcı ne yapar?
Reyting düşünce yarışmacıyı değiştirir.
Siyasette de çoğu zaman olan budur.
Seçmenin hoşnutsuzluğu kabul edilir; ama format sorgulanmaz.
Yalnızca sahnedeki oyuncu değiştirilir.
Amerika........
