Büyüme ile Psikolojik Olgunlaşma Aynı Şey Değil
Oğuz Atay, 7 Kasım 1970’te günlüğüne şöyle yazmıştı:
“Bana öyle geliyor ki biz çocuk kalmış bir milletiz ve daha olayları ve dünyayı, mucizelere bağlı, mit’lere bağlı bir şekilde yorumluyoruz.”
Bu keskin sosyolojik gözlem, onun romanlarında işlediği “bireyleşemeyen insan” trajedisinin de temelini oluşturur.
O günlerde ülke yine büyük bir siyasal sarsıntının içinden geçiyordu.
12 Mart’ın ağır atmosferi…
Birbirine düşürülmüş insanlar…
Geri planda büyük bir devalüasyon…
Kütahya’daki yıkıcı depremler…
Ben o yıllarda ODTÜ’de öğrenciydim.
Elimde Böyle Buyurdu Zerdüşt ve benzeri kitaplar vardı.
Başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyor, safiyetin korunabileceğini düşünüyorduk.
Nietzsche şöyle der:
“Olgunluk, çocukken sahip olunan ciddiyeti yeniden kazanabilmektir.”
Ve Zerdüşt’te çocuk için şu unutulmaz tanımı yapar:
“Çocuk masumiyettir ve unutuş; yeni bir başlangıç, bir oyun, kendi kendine dönen bir tekerlek, ilk hareket, kutsal bir ‘evet’ deyiştir.”
Burada çok önemli bir ayrım vardır.
Nietzsche “çocuksuluğu” değil, “çocukluğu” över.
Çocuksuluk, dünyanın kendisine boyun eğmesini isteyen benmerkezciliktir.
Nietzsche’nin çocuğu ise; geçmişin hıncından arınmış, yaratıcı, yeniden başlayabilen, hayatı yeniden olumlayabilen........
