menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bodrum’un Aile Doktoru

39 0
17.06.2026

Sınırlı-sorumlu kooperatifler gibi, sınırlı-sorumlu insanlar vardır. 

Hayatın kritik eşiklerinde, herkesin bir ucundan tutmasının zorunlu olduğu durumlarda, görünmez bir iç muhasebe yaparlar: 

Kendilerine göre ölçer-biçerler, “vaziyeti” tartarlar. 

Ve sonunda, neredeyse refleks haline gelmiş bir cümleye sığınırlar: 

Benim elimden gelen bu kadar.” 

Bu cümle çoğu zaman bir yetersizliğin ifadesi değildir. 

Sorumluluk sınırlandırılmasının ‘ahlakla ilgili’ bir tekniğidir. 

Daha da önemlisi, bu teknik toplumsal olarak meşrulaşmıştır. 

Geri çekilmek insanlara artık bir eksiklik değil, “sağduyu” gibi görünür.

Bu tip insanlar genellikle görünürde sorunsuzdur. 

Kriz anlarında geri çekilmeleri bir istisna değil, yapısal bir eğilimdir. 

Bir ‘kişilik içine sindirmesi’ diyebiliriz.

Fakat bu geri çekilme çoğu zaman ‘huysuzlukla’ örtülür. 

Sıkıştırıldıklarında öfkelenirler çünkü, öfkelenerek aslında ‘sorumluluk alanının zaten baştan dar olduğunu’ ilan ederler. 

Böylece hem görünür kalırlar hem de sıyrılmış olurlar.

Bu acıklı noktada modern hayatın ürettiği bir “ahlaki ayrım” belirir:

I. “Sınırlı-sorumlu” insan

Sorumluluğu kendi konfor alanının sınırıyla çizen tip. 

Müdahil olduğu alanı “görev tanımı” gibi sınırlar. 

Kriz anında geri çekilmesi, bir zayıflık değil “profesyonellik” olarak adlandırılır.

II. “Sınırsız-sorumlu” insan

Sınır çizmeyen değil, sınır çizmenin kendisini başlı başına ‘ahlaki bir mesele’ olarak gören tip. 

Sorumluluğu görev değil, varoluş biçimi olarak gideceği yere kadar taşır. Müdahale ettiği alanı daraltmaz; aksine genişletir.

Modern dünyada bu ikinci tip giderek istisna haline gelir. 

Bundan rahatsız olmamak normalleştirilir.

Çünkü modernlik, bir yandan bilgi üretimini artırırken........

© 10 Haber