Bilim, Doğanın Sırlarını Yalnızca Öğrenmek İçin Değil, İnsanın Acısını Azaltmak İçin de Çalışan Akıldır
Geçenlerde, bir arkadaşım diz ve eklem ağrılarının hafiflemesi amacıyla, ilaç olmayan bir takviye ürün kullanmaya başladığını anlatıyordu.
İçeriğinde yumurta kabuğu zarı, akgünlük ekstresi, zerdeçal ekstresi ve doğası değiştirilmemiş kolajen bulunuyormuş.
İçimden geçen düşünce şuydu:
Belki de bilim, insanlığa en büyük hizmetini büyük keşiflerle değil, her gün milyonlarca insanın çektiği küçük acıları hafifleterek yapıyordur.
Beni etkileyen, kullandığı ürünün kendisinden çok, arkasındaki düşünceydi.
Çoğu insanın çöpe attığı yumurta kabuğunun zarında eklem dokusuna katkı sağlayabilecek biyolojik bileşenler bulunduğunu fark etmek…
Akgünlük reçinesini, zerdeçalı ve kolajeni yalnızca geleneksel bilginin konusu olmaktan çıkarıp modern araştırmaların da konusu hâline getirmek…
Bunların olası etkilerini laboratuvarlarda ve klinik çalışmalarda sınamak…
Bilim dediğimiz şey bence tam da budur.
Bilim, doğaya -birilerinin onun tek bacağı oymuş gibi yazdığı- yalnızca “merak”la bakan bir göz değildir.
Aynı zamanda insanın yaşam kalitesini artırmaya çalışan bir akıldır.
Kimi zaman uzayın derinliklerini anlamaya çalışır, kimi zaman mikroskobun altında tek bir hücreyi inceler; kimi zaman da bir insanın merdivenleri daha az ağrıyla çıkabilmesi için doğanın sessizce barındırdığı bir imkânı........
