menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Asıl Dönüm Noktası, Bize Ait Olmayan İstekleri Fark Ettiğimiz An mıdır

15 0
30.06.2026

“Siyaset merakının” birden gaza bastığı kişiler neden kısa süre sonra vitesi küçültüp beklemeye geçiyor?

Bir kesim, olayların kendisini değil, büyük bir kırılma ihtimalini takip ediyor.

O ihtimal güçlendiğinde ilgilenir göründüğü başka konuları bırakıp birden hızlanıyor.

Ortalıkta hararet azaldığında da aynı hızla gene beklemeye geçiyor.

Bu yalnızca siyasete özgü bir durum değil.

İlgileri de heyecanları da öfkeleri de “bir dikkat akışının” içinde yükselip alçalıyor.

Bu uzaktan gözlenince, özgürlüğün önemli bir şartının, -mesela kişilere dönük olarak- sık sık fikrini değiştirmek değil; dikkatini kimin yönettiğini fark edebilmek olduğu düşüncesi insanın zihnini kurcalıyor.

Mesele, hayatımızı bir “Yaşam Tarzının” yönlendirmesine bırakırken, aslında ne istediğini içimize doğru-dürüst sormayışımız olabilir mi?

Bana öyle geliyor ki, geçmişte hiçbir dönemde insanlar “kendi hayatlarını” yaşadıklarından bu kadar kuşku duymamışlardı.

Çünkü günümüzde “baskı” eskisi gibi çalışmıyor. 

Kimse ne giyeceğimizi emretmiyor. Kimse ne okuyacağımızı söylemiyor. Kimse kimi seveceğimizi belirlemiyor. Tam tersine önümüze sayısız seçenek konuyor.

Fakat zamanla fark ediyoruz ki, “seçeneklerin çokluğu” ile “özgürlüğün kendisi” aynı şey değil.

Bir zamanlar insanlar basit ve tekdüze bir dış hayat yaşardı. 

Bugün giderek daha fazla insan bir yaşam tarzı seçmeye, sürdürmeye çalışıyor.

Hayat kendiliğinden akan bir nehirdir, diyelim. 

Yaşam tarzı o nehrin üzerine kurulmuş bir dekor.

İnsan artık yalnızca yaşamıyor; kendini, yaşadığı hayatı aynı zamanda ‘açıklamak’, ‘sergilemek’ ve ‘anlamlandırmak’ zorunda hissediyor.

Nereye gittiği kadar nasıl ‘göründüğünü’, ne yaptığı kadar ‘neyi temsil ettiğini’, ne hissettiği kadar nasıl ‘algılandığını’ düşünüyor. 

Böylece........

© 10 Haber