Sokrates-4
Sofistlerle birlikte Sokrates de, Antik Yunan’ın dini inançlarının, ahlâk ilkelerinin bilginin önündeki en büyük engel olduğunu görmüştü. Doğa filozoflarına bir süre ilgi göstermiş olmasına rağmen, ortaya attıkları fikirleri kendi düşünce sistemi içinde ona doğru gelen bir yere oturtamadığı için, kısa sürede doğayla ilgilenmekten vazgeçti. Dikkatini insana, insanlar arasındaki ilişkiyi belirleyen ahlâka çevirerek, felsefeyi Cicero’nun daha sonra söylediği gibi Miletos’un göklerinden yeryüzüne, yaşadığımız dünyaya ve hatta bireye, bireyin ruhuna ve aklına indirmiştir. Sorgulamak, görünenin ardındaki gerçeği bulmaya çalışmak, bilgiye ve bu sayede erdeme ulaşmak onun için çok önemliydi. Görünen o ki hayatını da dile getirdiği bu düşüncelere o kadar uygun olarak yaşamıştı ki, bu onu günümüzde de değer odaklı, erdemli ve anlamlı bir hayat yaşamayı hedefleyen herkesin anımsamasına yol açıyor. “Sorgulanmayan bir hayat, yaşanmaya değmez!” derken de, bu yaşam biçiminin sürekliliğine vurgu yapmış oluyordu.
Sokrates’in hayatının önemli bir kısmı Perikles demokrasisinde geçmiştir. Hayatının ilk yarısını kaplayan bu dönem, Atina’nın sanat, edebiyat ve ekonomik açıdan çok zengin olduğu bir dönemdir. Trajedi yazarlarının en iyi eserlerini verdikleri, her tarafın heykellerle bezeli olduğu, muhteşem tapınakların inşa edildiği bir dönem. Hayatının ikinci yarısınıysa, bir dünya savaşı olarak değerlendirebileceğimiz Peloponnesos Savaşı belirlemiştir. Sokrates de bu uzun savaşın üç çatışmasında hoplit olarak yer almış,........
