menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yetmez ama…Yusuf Tekin İstifa!

15 0
yesterday

Yetmez ama…Yusuf Tekin İstifa!

Bu zihniyetin eğitimdeki somut karşılığı ise Yusuf Tekin’dir. Okulları ideolojik birer kamplaşma alanına çeviren Tekin, yapısal sorunlara gözünü kapatırken her gün yeni bir dinsel dayatmayı toplumun önüne koyuyor ve bunu yaparken de tarikatların lafebeliğine dayalı tezlerini kullanmaktan sakınca görmüyor.

Geçtiğimiz hafta iki ayrı şehirde, birer gün arayla gerçekleşen okul saldırıları, toplumda derin bir şaşkınlık ve panik dalgası yarattı. Daha çok ABD’de veya Avrupa ülkelerinde tanık olduğumuz, ancak “bizde olmaz” diyerek mesafeli durduğumuz o şiddet sarmalı, sonunda okullarımıza da sıçradı.

Aslında toplumdaki genel şiddet eğilimine ve çocuklar arasında artan cinayet vakalarına baktığımızda, “bizde olmaz” cümlesi çoktan geçerliliğini yitirmişti; bu ifade, yalnızca “umarım olmaz” temennisinin bir maskesi haline gelmişti. Medyaya yansıyanların ötesinde trafikte, parkta, evde ve hatta adliyede her gün yüzlerce şiddet vakası yaşanırken, bu iklimin okullara sirayet etmeyeceğini düşünmek safça bir iyimserlikten ibaretti.

Yaşanan iki olaydaki fail çocukların profili, bu şiddet eğilimini toplumun tek bir kesimine hapsetme olanağını da ortadan kaldırıyor. İlk olayı gerçekleştiren çocuk yoksul bir aileden gelirken, diğeri imkânları çok daha geniş olan orta sınıf bir ailenin ferdi olarak karşımıza çıkıyor. Bu durum, meselenin sınıfsal ya da etnik bir kimliğe indirgenemeyecek kadar köklü ve toplumsal bir kriz olduğunu kanıtlıyor.

İnsanların, özellikle de gençlerin gelecekten umudunu kestiği bir toplumsal iklimi soluyoruz. Ne yazık ki artık eğitim almak veya bir alanda uzmanlaşmak, bireylere anlamlı bir gelecek vadetmiyor. Okulun ve eğitimin itibarını yitirdiği, buna karşılık hırsızlığın ve mafyatik ilişkilerin kutsandığı bu düzende, şiddet “geçer akçe” haline gelmiş durumda. Mafya liderlerinin adalet ve iyilik ikonu olarak pazarlandığı bir toplumda, gençlerin rol modelleri de doğal olarak bu karanlık figürler üzerinden şekilleniyor.

AKP iktidarı, umudunu yitiren topluma bir yandan daha fazla dinselleşme dayatırken, diğer yandan piyasacı politikalarla yoksulluğu derinleştiriyor. Bu zihniyetin eğitimdeki somut karşılığı ise Yusuf Tekin’dir. Okulları ideolojik birer kamplaşma alanına çeviren Tekin, yapısal sorunlara gözünü kapatırken her gün yeni bir dinsel dayatmayı toplumun önüne koyuyor ve bunu yaparken de tarikatların lafebeliğine dayalı tezlerini kullanmaktan sakınca görmüyor.

Gelinen aşamada, 24 yılda inşa edilen bu tablo, çocuklara bir gelecek sunmayı bir kenara bırakın, onların en temel hakkı olan yaşam hakkını bile ellerinden almış durumda. İnsanların sabah öpüp koklayarak okula gönderdikleri çocuklarını akşam morgdan teslim aldıkları bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Yusuf Tekin ise bu tablonun en amansız savunucusu ve uygulayıcısıdır.

Bu nedenle öğretmenlerin yükselttiği “Yusuf Tekin İstifa!” sloganı, en meşru talep olarak yankılanıyor. Meşrudur ancak yetmez! AKP eliyle tahkim edilen bu düzen yıkılmadıkça, çocuklarımızın geleceğine dair kurduğumuz her hayal, “umut” olmanın ötesine geçemeyecektir.

Yetmez ama…Yusuf Tekin İstifa!

Propaganda duvarını yıkan gerçeklik

Otur oturduğun yerde (2)

Tutuklama kavramına ve uygulamalarına dair bir deneme


© Yurtsever