menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ne millî ne yerli… Onlar NATO’cu biz yurtseveriz!

11 0
10.07.2026

Ne millî ne yerli… Onlar NATO’cu biz yurtseveriz!

NATO Zirvesi’ne karşı Türkiye’de anti-emperyalist mücadeleyi yükselten devrimciler, sosyalistler, ilerici güçler, yurtseverler ve komünistler ülkenin onuru kurtarmıştır. Bir şey yazılacaksa, birinci sıraya bu yazılmalıdır.

NATO Zirvesi ile birlikte zaten çok açık olan bazı gerçekler tüm toplum tarafından görünür oldu. Türkiye’de dibine kadar emperyalizm işbirlikçisi olan sermaye düzeni ve temsilcisi burjuva siyasi güçler bir kere daha yemin tazeledi. Ankara’da NATO aracılığıyla kurulan savaş koalisyonu içerisinde ABD’nin stratejik müttefikliği rolü AKP iktidarı tarafından bir kere daha tescillendi.

Türkiye ikinci defa NATO’ya girdi desek yeridir. 1950’lerde başlayan Amerikancı ve NATO’cu hat 2026’da sanki kendi rönesansını yaşadı. Ankara sokakları parlatıldı, İstanbul Boğazı’ndaki köprülere Amerikan bayrağı yansıtıldı, devlet görevlilerinin ensesine NATO amblemi yapıştırıldı, gecekondular görünmez hale getirildi, bir ülkeyi yönetenler kendi halkından utandı… Oysaki bu ülkenin en büyük utancı kendileri. Onların yönü belli: Her şey ABD’ye ve AB’ye hizmet içindi…

Yaşananlar yeni mi? Hayır değil. 2002’de iktidara gelen siyasal İslâmcılar ve özünde AKP, ABD’nin Irak işgaline ortak olmak için çok can attı. O zamanın AKP’li prenslerinden Ali Babacan 8,5 milyar dolar karşılığında Türkiye’nin Irak’a dönük kara harekatı merkezi olması için çok uğraştı. 1 Mart 2003’te bu arayış halkın büyük tepkisi sayesinde Meclis’ten geçmedi ama siyasal İslâmcıların emperyalizm işbirlikçiliği baki kaldı.

Devam edelim. Türkiye’nin emperyalizme bağımlılığı AKP iktidarı döneminde özellikle 2004 yılı itibariyle Avrupa Birliği cephesinde daha da arttı. Entegrasyon adı altında 1990’lı yıllarda başlatılan Gümrük Birliği anlaşmaları ve Kopenhag kriterlerine uyum adı altında atılan adımlar somutlandı. 2004 yılında Türkçe çevirisi olmadığı bilinen AB Anayasası’nın İngilizce metnine Haçlı Seferleri’ni başlatan Papa X. İnnocenzo’nun dev heykeli önünde imza atan Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ün fotoğrafı hatıralara kazındı.Özellikle Suriye’ye dönük emperyalist müdahale sonrasında ise ilişkiler göçmen ve mülteci pazarlığı üzerinden yürürken, Türkiye AKP iktidarı eliyle para karşılığında AB’nin arka bahçesi bir mülteci gettosuna dönüştü.

AKP’nin ve başkanının kendisini BOP eşbaşkanı olarak ortaya koyması bugüne gelirken atılan adımlar bağlamında büyük önem taşımaktadır. Kendilerini, Irak’ı işgal eden ve parçalayan; Suriye’de cihatçı terörizme dayanarak Esad yönetimini yıkan; Gazze’de soykırıma imza atan Siyonist İsrail yönetiminin hamisi olan ve bugün İran’a dönük saldırganlığa imza atan........

© Yurtsever