Siyaset de bir üst-yapı dokusudur
Siyaset de bir üst-yapı dokusudur
Ortadoğu’nun kaderini emperyalizme kapılarını kapatmış birleşik özgür halklar olarak çizemediğimiz sürece, Rusya ve Çin de dâhil olarak emperyalizmin kıskacında çatışma ve savaşların eksik olmadığı bu bölgenin hâkimiyetinde hemen hiçbir ülke tam bağımsız konumda olamayacaktır.
Her şey değişir, fakat köklü felsefeler, klasik eserler misali, zaman içinde etki ve hakimiyetini sürdürür. Nitekim Marx’ın alt-yapı ve üst-yapı formları dimdik ayakta durmaktadır. Bunun kanıtı çok da zor olmasa gerek; şöyle ki, Platon’un devlet yapısında siyaset ahlâklı, erdemli ve bilge kişilere teslim edilirken, günümüz siyasetini hayret ve dehşetle izlemekteyiz. Bugünkü siyaseti anlamayı bir tarafa bırakalım, daha tanımlamada güçlük çekiyorsak, bunun sebebi, alt-yapının Plato dönemine kıyasla olağanüstü değişmiş olmasıdır. Peki, alt-yapı Lenin türü yukarıdan siyasete hakim olarak, devrim yoluyla mı değiştirilebilir, yoksa istihale ya da evrim yoluyla dinamik süreçle mi değişir, tartışması bence duygusal tuzakları da barındırıyor olduğundan, net sonuca ulaştırılamaz. Sovyet deneyiminde, dünya komünizmi tartışmasının hararetle sürdürülmüş olması, muhtemelen tarihsel gerçeklikte olası tuzakların etkisizleştirilmesi amacına yönelikti!
Bu mantıkla, 2017 yılında yazmış olduğum bir yazımı gözden geçirdiğimde, bir kez daha hüzün ve yeisle doldum, çünkü gördüm ki, geçen dokuz yıllık süre içinde maalesef hiçbir şey değişmemiş olduğu gibi, daha da geriye düşmüşüz. Bundan dokuz yıl evvel yazmış olduğum yazımı, bir noktasına dahi dokunmadan, fakat içim acıyarak siz değerli okur dostlara sunmak istedim. Parlamenter sistemin ucube başkanlık sistemi ile ikamesine yönelik malum ve meş’um 2017 Anayasa değişikliğine giden yolda yazılmış yazım şöyledir.
“Anayasa değişikliği” aldatmacası arkasında ciddi sistem değişikliğine yönelik tasarı dayatması, parlamentoda kavga gürültü içinde kabul edilerek, Nisan ayı dolayında halkın onayına sunulacak gibi gözüküyor. Tek adam yönetimini oluşturacak tasarı, ülkemize kısıtlı burjuva demokrasisini dahi uygun görmeyip, laikliği ve yargı bağımsızlığını da yok edici koyu bir rejimi çok marjinal limitlerle oturtmaya çalışmaktadır. Bir zamanların aldatıcı anayasa değişikliğinde “yetmez, ama evet” güruhunun aymazlığı ile alınan yola, bu kez de bilimsel etikten nasibini almamış anayasa hocalarının kurucu meclis olmadan da anayasa yapılabilir fetvası ile böyle bir çıkmaz yola girmiş olduk. Parlamentodan geçeceğe benzeyen tasarının halk oylamasında yüzde ellibir (% 51,41) oyla dahi kabul ediliyor olması halinde politik........
