Terörsüz Türkiye’nin Siyasi Faturası Neden Özgür Özel’e Kesiliyor?
Terörsüz Türkiye’nin Siyasi Faturası Neden Özgür Özel’e Kesiliyor?
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda konuşurken. (Foto: X/@yenipartiyiz)
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Terörsüz Türkiye sürecinin çerçeve yasası kabul edildi. Fakat oylamanın öncesinde ve sonrasında ortaya çıkan tartışmaya bakınca insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bu süreci kim başlattı?
Terörsüz Türkiye, Özgür Özel’in projesi değil. Yeni Parti’nin seçim vaadi hiç değil. Süreci siyasi olarak başlatan MHP lideri Devlet Bahçeli, arkasına yürütmenin gücünü koyan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yasayı Meclis’e getiren ise Cumhur İttifakı ve DEM Parti.
Ama son birkaç gündeki tartışmalara bakarsanız, sanki bütün bunların mimarı Özgür Özel’miş gibi bir hava var.
Özel neden “evet” dedi? Yeni Parti neden sürece destek verdi? Muhalefet PKK’ya taviz mi veriyor?
Asıl ilginç olan da burada başlıyor. Çünkü Erdoğan ve Bahçeli’nin başlattığı bir sürecin siyasi maliyeti giderek Özgür Özel üzerinden tartışılıyor.
Bu yalnızca Özel hakkında değil, Türkiye’deki siyaset yapma biçimi hakkında da çok şey söylüyor.
Özel’in önündeki siyasi tuzak
Özgür Özel’in önünde kolay bir tercih yoktu. “Hayır” demesi, ilk bakışta muhalefet lideri açısından daha güvenli seçenek gibi görünebilirdi. Sonuçta Terörsüz Türkiye sürecini başlatan CHP değildi. Bahçeli’nin çıkışıyla başlayan ve Erdoğan’ın desteğiyle ilerleyen bir sürece mesafe koymak, CHP içindeki milliyetçi hassasiyetleri güçlü kesimler açısından daha az riskli olabilirdi.
Fakat “hayır” oyunun başka bir siyasi bedeli vardı. İktidar CHP’yi, “Türkiye terörü bitirmeye çalışırken süreci engelleyen parti” olarak gösterebilirdi. Daha önemlisi, Özel’in DEM Parti ile geliştirdiği ilişki ve Kürt seçmenlerle kurmaya çalıştığı bağ zarar görebilirdi. Bu da CHP’nin daha geniş bir toplumsal koalisyon oluşturma arayışını zora sokabilirdi.
“Evet” demek ise başka bir riski beraberinde getiriyordu. Bu kez karşısında süreci “PKK’ya af”, “Öcalan’la pazarlık” veya “ihanet” olarak görenler vardı. Üstelik bu tepkinin bir bölümü kendi partisinden ve seçmeninden gelecekti. Kısacası Özel hangi yolu seçerse seçsin bir siyasi bedelle........
