Yargı Reformu Strateji Belgesi: Yapılacak işler listesinden öteye gidebilecek mi?
Yeni Şafak’ın Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’tan aktardığına göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı iktidarın söylemindeki “Türkiye Yüzyılı’nın” ilk “Yargı Reformu Strateji Belgesi”ni, 23 Ocak 2025 Perşembe günü açıklayacak. Bu belge yeni bir yapılacaklar listesinden öteye gidebilecek mi?
Yeni Şafak’ın Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’tan aktardığına göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı iktidarın söylemindeki “Türkiye Yüzyılı’nın” ilk “Yargı Reformu Strateji Belgesi”ni, 23 Ocak 2025 Perşembe günü açıklayacakmış.
Yargıya güvenin yüzde 20-30’lara düştüğü ülkemizde kapsamlı bir yargı reformuna ihtiyaç var. Ancak Adalet Bakanlığı’nın 2009, 2015 ve 2019’dan sonra yayınlayacağı dördüncü reform strateji belgesinin de arzu edilen ilerlemeyi getirmemesi, yargıda reform umudunun hepten söndürebilir.
“Yeniden şekil vermek” anlamına gelen, Latince kökenli “reform” kelimesi, toplumsal, siyasi, ekonomik ve dini alanlarda bir şeyi mevcut durumundan daha iyi hale getirmek için yeniden şekillendirerek değiştirmeyi ifade eder. Bireyi ve aklı öne çıkaran, özgür düşünceyi ve yaratıcılığı teşvik eden Rönesans’ın doğurduğu reform, özgür düşünce ile daha iyi yeni bir düzen kurma çabasını anlatır, “statükoya meydan okuma” ile ulaşılmak istenen “ideal hedef” arasında bir köprü kurar.
Nadiren yapısal değişiklik öngören 2009, 2015 ve 2019 strateji belgeleri gerçek manada reform değil birer yapılacak işler listesi gibidirler. Esasen Türkiye, yargıya ilişkin yeni düşünce geliştiren “etken” değil, uluslararası gelişmelere uyum sağlamaya çalışan “edilgen” bir ülkedir. Yetkinlikleri olmasına karşın yenilikçi ve özgür düşünce geliştirmelerine siyasilerin ket vurduğu Adalet Bakanlığı bürokratlarının, yenilikçi düşünce ve köklü değişim önerileri geliştirmelerini beklemek ise saflık olur.
Günlük sorunların çözümü için bakanlığın her zaman görüşüne başvurduğu hâkimlerin de reform önerileri ortaya çıkarmaları beklenmemelidir. Çünkü eşyanın tabiatı (diyalektiği) gereği reformun muhatabı olup hizmetleri, hizmet verme usul ve alışkanlıkları reform edilmesi gereken bu kesim için, özlük ve ücret haklarını iyileştirmek, işlerini kolaylaştırmak, kaliteli hizmet vermenin gereklerinden önde gelir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ne yargıda reform yapılmasını istemiş ne de bir amaç veya bir hedef vermiştir. Sadık bir siyasetçi olan Adalet Bakanı, yargı reformu yapması için değil, bakanlıktaki işleri yürütmesi için atanmıştır ve yetkisi bununla sınırlıdır. Dolayısıyla olan sayın bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a rağmen yargıda bir değişim ve ilerleme (reform) önerisi getirmesi beklenmemelidir.
Kaldı ki sayın bakanın yargıda yenilikçi değişimin ne olması gerektiğine dair bir çalışması veya yayını bilinmemektedir.
Yargıya güvenin oldukça düşük, sorunların çok olduğu günümüzde yargının dramatik olarak değişmesi gerektiği açıktır. Ancak içinde bulunduğumuz şartlarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın böyle bir değişikliğe izin vermeyeceği de öngörülebilir. Gerçekten de ülkemizi yakından ilgilendiren uluslararası gelişmeler gerekçesiyle herkesin bir, beraber ve tek ses olmasının istendiği bu günlerde, yargı, sorumsuz ve çatlak seslere ayar vermeye ya da siyaset ortamını dizayn etmeye yarayan bir alet niteliğindedir. Hal böyle iken yargının bağımsız işlev gösterir, en başta yürütme organını yani cumhurbaşkanını etkin olarak denetler ve sınırlandırır şekilde gelişmesinin istenmeyeceği kolayca öngörülebilir.
Sayın Erdoğan 14 Kasım 2020 günü ekonomi, hukuk ve demokrasi reformları sözü vermiş, ekonomiden sorumlu bakan Lütfi Elvan ile Adalet Bakanı Abdülhamit Gül iş dünyası ile görüşmeler yapmışlardı. İlki Dolmabahçe’de TÜSİAD’la yapılan toplantıya ben de Daha İyi Yargı Derneği adına katılmış, bakanların isteği üzerine 8 başlıkta 80 önerimizi yazılı olarak da sunmuş, bu önerileri ayrıca Dünya Gazetesi ekinde de yayınlamıştık. Daha İyi Yargı Derneği, TÜRKONFED ve TÜSİAD birlikte bir ortak öneriler paketini de ayrıca bakanlara sunmuştuk. Günler süren bu çalışmamız için ne bir teşekkür ne de yazılarımızın alındığını teyit eden bir geri bildirim alamadığımız gibi, önerilerimizin reform alanında bir etkisini de görmedik.
Bütün reform strateji belgeleri adeta bir “reformculuk ve strateji oyunu” oyuncakları gibidir. Hiç bir reform belgesi öncekiler hakkında bir değerlendirme içermemekte, başarılı ve başarısız hususlar irdelenmemektedir. Oysa önceki belge ile neyin nasıl gerçekleştiğini ortaya koymak, sonraki belge için en başta gelen bilimsel bir zorunluluktur.
Yargı reformu strateji belgelerinin getirdiği en önemli fırsat, yargının sorunlarını tespit ederek ortaya........
© yetkinreport.com
