Yangında ölümlerin sorumlusu kamu görevlileri cezalarını bulacaklar mı?
Bolu’da, Turizm Bakanlığı’nın denetimindeki Grand Kartal Otel’de, 78 kişi yanarak, dumandan boğularak, can havliyle binadan dışarı atlayarak pisi pisine öldü. Daha önce de Adana’nın Aladağ ilçesindeki kız öğrenci yurdunda masum çocuklar yangında ölmüştü.
Bolu’da, Turizm Bakanlığı’nın denetimindeki Grand Kartal Otel’de, 78 kişi yanarak, dumandan boğularak, can havliyle binadan dışarı atlayarak pisi pisine öldü. Daha önce de Adana’nın Aladağ ilçesindeki kız öğrenci yurdunda masum çocuklar yangında ölmüştü. Onlarca masum insanı içinde yandıkları bu otele ya da yurda sokanlar, özel izinlerle yapılıp işletilen bu yerlerin türlü eksiklik ve aksaklıklarına gözlerini kapayan kamu görevlileri ve ihmalleridir. Sokaklarda seyyar satıcıya bile izin verilmezken bir otelde bu ihmallerin ortaya çıkmasında, tepeden tırnağa ne yolsuzluklar, rüşvetler ve iğrençlikler dönmüştür, bunu sadece gün görmüş avukatlar ile yolsuzluğa bulaşan bir kısım siyasetçiler kestirebilir.
Yanarak ölen 78 masumun sorumlularını bulmak için hukukçu olmaya, kanun, yönetmelik ve sair idari işlemlerin karanlık ve karmaşık dehlizinde dolaşmaya gerek yok. Medyaya sızan bilirkişi ön raporunda da gösterildiği üzere sorumluların, en başta Turizm Bakanlığı ve bakanı olmak üzere bu otelin yapılması, işletilmesi ve denetlenmesi evrelerinde görevlerini yapmayan kamu görevlileri ile yöneticileri olduğu ortada.
Sorumlulara, üç kuruş para hırsıyla, otelin güvenli olduğundan emin olmadan müşteri gönderen turizm seyahat şirketleri de dahildir. Ülkemize 60 milyar dolar getirerek cari açığımızı kapatan turizmden sorumlu Turizm Bakanlığı’nın ve bakan Ersoy’un çifte sorumluluğu var.
Fakat, bir yanda orta çağdan kalma, eski adı ile “Memurin Muhakematı (memurların yargılanması) Hakkında 4483 Sayılı (ilkel) Kanun ile 2017’de anayasaya eklenen 106’ncı madde, diğer yanda yargının ne zaman neyi yapacağına karar veren siyasetçiler, yargılamaları mizansene çeviriyor, gerçek sorumluların kılına dokunmaya bile izin vermiyor!
Kamu görevlilerini hukukun üstünde imtiyazlı bir zümreye, onlara hükmeden iktidarları da adeta hükmünden sual olunmaz krallara dönüştüren bu iğrenç hukuk anlayışı Soma’da, Pamukova’da, Ermenek’te, Sincan’da, Çorlu’da kamu görevlilerinin eseri birçok felaket doğurdu, masum insanları katletti.
Suç işleyen memurun yargılanmasını iktidardaki siyasetçilerin izin vermesine bağlayan 4483 sayılı kanun, kamu görevlilerini yolsuzluğa, rüşvet ve irtikapa (vatandaşı menfaat vermeye zorlamaya) teşvik ediyor. Memuru menfaat elde etmek için görevini yapmamaya teşvik eden bu anlayış, yolsuzluk ve rüşvetin kurumları sarmasına neden olurken, bu ve benzeri felaketlere davetiye çıkarıyor.
Bir suçtan sorumlu bir memurun yargılanması için amirinin izin vermesi gereken bu durum hem mantık tutulması hem de hukuk garabetidir. Amiri olduğu memurun suç işlemesini önlemediği için kendisi de sorumlu olan amirin bu izni vermek istemeyeceği, tersine üstünü örteceği açık değil mi?
Bu garabetin en tepe noktası ise 2017 referandumu ile anayasaya eklenen cumhurbaşkanını, atadığı yardımcılar ve bakanlar ile bir şekilde Meclis’e giren siyasetçileri hukukun üstüne çıkaran hükümlerdir.
Anayasaya göre, sözde herkes kanun önünde eşittir. Buna göre suç işleyen istisnasız herkesin bakan veya milletvekili olmasına bakılmaksızın yargılanması ve hak ettiği cezayı bulması gerekir.
Fakat suç işleyen cumhurbaşkanı, bakanlar ve milletvekilleri, kanunların üstündedir. Haklarında soruşturma teklif etmek için 301 milletvekilinin, soruşturma kararı almak için 360 milletvekilinin oyu şarttır. Meclis’te bu yetersayıları sağlamak imkansızdır. Çünkü iktidarın istemesi yetmez muhalefetin de destek vermesi ve anayasayı değiştirecek çoğunluğun sağlanması gerekir. Bunu sağlamanın mümkün olmayacağını ve asla gerçekleşmeyeceğini çocuklar bile görebilir.
İşte bu hukuktan üstün imtiyazlı siyasetçiler zümresinin soruşturma izni vermediği memurlar da onlara bağlı sorumluluktan ve cezadan fiilen bağışık ikinci bir zümre haline gelmiştir.
Bu iki zümre, durumun anayasaya aykırılığın farkındadır ama sorumsuzluk zırhlarını korumak için türlü bahaneler üretirler. “Memur kendini savunmaktan görevini yapmaya zaman bulamaz, kimse memurluk yapmak istemez, devlet memur bulamaz” derler.
Gerçekte ise biri diğerine mecbur olan bu iki zümre, kamusal işlemlerde kayırma, yolsuzluk, rüşvet, irtikap ve sair gayrimeşru menfaatler için işbirliği yapar ve yek diğerini hukuka karşı kollarlar.
Bu durumun tek istisnası suçüstü halidir. Kâğıt üstünde suçüstü halinde yargı, izin alması gerekmeden kamu........
© yetkinreport.com
