Münih’teki Asıl Dönüşüm: Büyük Güç Retoriği, Orta Güç Diplomasisi
Münih’teki Asıl Dönüşüm: Büyük Güç Retoriği, Orta Güç Diplomasisi
Yeni dönem güç politikaları için “yıkım güllesi” tabiri de kullanılıyor. Büyük güçler caydırıcılığı, orta güçler diplomasiyi yönetiyor. (Foto: Smithsonian/RyshAslundh)
2026 Münih Güvenlik Konferansı daha başlamadan yayımlanan Münih Güvenlik Raporu dikkat çekici bir kavramla açıldı: “wrecking-ball politics”; bina yıkımlarında kullanılan “yıkım güllesi” anlamına geliyor. Rapor, mevcut uluslararası düzen kurumlarının büyük güç rekabeti ve yıkıcı jeopolitik hamleler nedeniyle aşındığını vurguluyordu. Mesaj açıktı: Mevcut mimari zorlanıyor. Konferans salonlarında ise sahne tanıdıktı. ABD-Çin rekabeti, Rusya-Ukrayna savaşı, NATO’nun geleceği, Avrupa’nın savunma kapasitesi… Retorik büyük güçler etrafında dönüyordu. Ancak Münih’in alt metni farklı bir hikâye anlatıyordu. Bugün caydırıcılık büyük güçlerin elinde olabilir. Fakat gerilim düşürme ve kriz yönetimi giderek daha fazla orta güçlerin sahasına kayıyor. Bu, büyük güçlerin belirleyiciliğinin sona erdiği anlamına gelmiyor. Ancak kriz yönetiminde aktör dağılımının değiştiğine işaret ediyor.
Büyük Güçler Caydırıcılığı Yönetiyor, Orta Güçler Diplomasiyi
Soğuk Savaş sonrası dönem büyük ölçüde büyük güçlerin yönettiği bir güvenlik mimarisi üzerine kuruluydu. Ancak bugün tablo farklı. ABD-Çin rekabeti sistemik bir çerçeve sunuyor ama kriz çözmüyor. Rusya-Ukrayna savaşı Avrupa’nın güvenlik algısını yeniden şekillendiriyor ama diplomatik çözüm üretmiyor. Büyük güçler pozisyon alıyor. Orta güçler arabuluculuk yapıyor. Bu eğilim yeni değil, fakat Münih’te daha görünür hale geldi. Tahıl koridoru sürecinde Türkiye’nin rolü, İran-Suudi normalleşmesinde Katar ve Çin’in katkıları, Gazze bağlamında Doha’nın yürüttüğü temaslar… Bunlar büyük güçlerin doğrudan çözemediği alanlarda ara katman aktörlerin devreye girdiğini gösteriyor. Bu durum kalıcı bir “orta güç çağı” mı, yoksa büyük güç rekabetinin yarattığı geçici bir boşluk mu? Bunu zaman gösterecek. Ancak mevcut tabloda kriz yönetimi çok aktörlü ve ağ temelli bir yapıya evriliyor.
Türkiye: Stratejik Özerklik ve Erişim Diplomasisi
Münih’te Türkiye doğrudan gündemin merkezinde olmasa da konuşmaların satır aralarında yer aldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın son dönemdeki açıklamalarında vurguladığı “stratejik özerklik” ve çok........
