DOĞA OLMADAN SU OLMAZ…
Giresun'umuzun Millî Mücadele kahramanı, Atatürk'ün Muhafız Alayı Birliği Komutanı, 47. Giresun Gönüllü Alay Komutanı Milis Yarbay Osman Ağa'yı vefatının 103. yıl dönümünde rahmet ve minnetle anıyorum.Ruhu şad, mekânı cennet olsun…***** ****** ******Vatanı korumak sadece silahla değil; doğayı, yeşili ve ormanları korumakla da mümkündür. Doğal kaynakları korumak, toprağa sahip çıkmak ve yeşil bir gelecek bırakmak vatanın geleceğini savunmaktır.Bir yanda doğa savunucuları mahkeme kapılarında…Diğer yanda 100 yıllık su sorununa çözüm arayan dev projeler… Tirebolu ve Bulancak ilçelerinde özel sektör tarafından yürütülen maden arama ve sondaj çalışmalarına karşı çıkan çevrecilerin hukuk mücadelesinin ilk duruşması Giresun İdare Mahkemesi'nde görüldü.Duruşma sonrası adliye önünde ortak basın açıklaması yapan Tirebolu Çevre ve Kültür Turizm Derneği ile Giresun–Bulancak–Piraziz Çevre ve Koruma Derneği üyeleri, maden faaliyetlerinin bölgenin ekolojik dengesini geri dönülemez şekilde bozacağını belirtti. Özellikle Görele Çömlekçi Vadisi'ndeki tehlikeye dikkat çekilerek, “158 bin ağacın kesilmesi planlanıyor. Havamızın, suyumuzun ve geleceğimizin karartılmasına izin vermeyeceğiz.” denildi.Bunlar sadece bugünün değil, yarının da meselesidir.Çünkü doğa bir kez zarar gördü mü geri dönüşü yıllar alır.Heyelanlar, felaketler, kuruyan dereler bunun en acı örnekleridir…Yaz aylarında çeşmelerin kuruduğu, köylere tankerle su taşındığı, şehir merkezlerinde bile kesintilerin yaşandığını biliyoruz.5,4 milyar liralık yatırım kapsamında kilometrelerce isale hattı döşeneceği, ilçe ve köylerin kesintisiz suya kavuşacağı ifade ediliyor. Giresun'un artan nüfusu, turizm potansiyeli ve tarımsal üretimi düşünüldüğünde su yatırımlarının kaçınılmaz olduğu açıkça görülüyor.“100 yıllık çözüm” olarak sunulan proje bu açıdan umut veriyor.Doğa savunucularının itirazı aslında bu dengeyi hatırlatıyor. Çünkü suyu getiren projeler kadar suyu koruyan ekosistem de önemlidir. Ormanlar yoksa, dereler kirlenirse, yeraltı suyu zarar görürse milyarlarca liralık yatırımların kalıcı olması zorlaşır.Bir başka ifadeyle;Doğa olmadan su olmaz.Su olmadan yaşam olmaz.Yaşam olmadan da kalkınma olmaz.Mahkeme kapısındaki çevreciler de, dev projeyi savunanlar da aslında aynı hedefi paylaşıyor: Daha yaşanabilir bir Giresun.Unutmayalım ki bu şehir yeşiliyle var. Dereleriyle, yaylalarıyla, ormanlarıyla nefes alıyor. Eğer bu değerleri koruyamazsak, suyu borularla getirmek mümkün olsa bile o suyun beslendiği kaynakları kaybetmiş oluruz.Gelecek, doğayla barışık kalkınmada saklıdır. KARADENİZ'E DEMİRYOLU…Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karadeniz'i baştan sona bağlayacak dev demiryolu projesinin detaylarını açıkladı. Samsun'dan başlayıp Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin'e uzanacak hat, Sarp Sınır Kapısı'na kadar ulaşacak. Bu proje, bölgenin ulaşım çehresini değiştirecek stratejik bir yatırım olarak değerlendiriliyor.Planlamalara göre Samsun–Trabzon arası yaklaşık 2 saate düşecek. Karadeniz illerinden Ankara ve İstanbul'a doğrudan hızlı tren erişimi sağlanacak. Liman entegrasyonu, lojistik hareketlilik ve turizm potansiyeli açısından bu proje bölgemiz için önemli bir fırsat.Ancak dev proje bölgemiz için heyecan verici olsa da Giresun adına endişeliyim. Çünkü bu şehir geçmişte çok ağır bedeller ödedi. 50 yıl önce temeli atılan ve döneminin en büyük projelerinden biri olarak lanse edilen Tirebolu–Torul yolunu engelleyen güçlerin benzer bir senaryoyu yaşatabileceği hissine kapılıyorum.Devlet programına 1976 yılında alınan yol, iç bölgelere açılan en kısa ve eğimi en düşük geçiş güzergâhı olmasına rağmen yıllardır sürüncemede bırakılarak tamamlanamadı. Aradan geçen yarım asra rağmen proje hâlâ bekliyor.Aynı şekilde Erzincan–Gümüşhane–Tirebolu demiryolu hattı, Harşit Vadisi üzerinden iç kesimlere bağlanacak en rasyonel seçeneklerden biri olmasına rağmen gündemden düşürüldü; güzergâh Trabzon'a kaydırıldı.Giresun bu projede sadece bir geçiş noktası değil, güçlü bir durak olmalı; ulaşımda söz sahibi olmalıdır. İlimiz yıllardır iki büyük şehir arasında sıkışmış bir ulaşım kaderi yaşıyor.Samsun çevre yolunu tamamladı.Ordu şehir merkezini rahatlatan transit geçişlere kavuştu.Trabzon güneyden alternatiflerle yükünü hafifletti.
Peki Giresun?Dal-çık projeleriyle oyalanıyoruz.Şehir içi trafik sıkışıklığı büyüyor.Sahil yolu şehri ikiye bölüyor.Ağır tonajlı araçlar hâlâ merkezden geçiyor.Güzel koylarımız, doğal kıyılarımız moloz ve taş yığınlarına dönüştü.Şehir ile deniz arasına beton set çekildi. Kentimizin en büyük zenginliği olan kıyı bandı giderek kayboldu.İşte bu yüzden yeni projeler açıklanırken temkinli, umutlanırken endişeliyiz.Artık Giresun'u gerçekten rahatlatacak şekilde projeler planlansın.Projelerde adı geçen değil, gerçekten kazanan şehir olalım.Yoksa…Tren geçer…Giresun yine bakar…
