Tüketim Kooperatifleri ve Yerel Yönetimler
Ülkemizde enflasyonun yüksek oranlarda olduğunu biliyoruz. Özellikle dar gelirlilerin yaşadığı hayat pahalılığının olumsuz etkisi görülmektedir. Çok kişinin gelirinin açlık sınırının altında olduğu da bilinmektedir. Yoksulluk sınırının altında yaşayan milyonların olduğu bilinmektedir. Açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşayan insanların kira, elektrik, su, ısınma, her çeşit iletişim giderlerinin dışında yalnızca beslenme giderini karşılamaya çalıştığını biliyoruz. Açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşayanların aklına gazete, kitap almak, tiyatroya, sinemaya, konsere gitmek gelememektedir. Ailesiyle, eşi ve çocuklarıyla, arkadaşlarıyla herhangi bir lokantada yemek yemesi mümkün değildir. Hiçbir kültürel ve sosyal faaliyetin içinde olunamadığı gibi insanların, tatil yapmak gibi amaçları dahi olamamaktadır. Ekonomik krizin, süresi uzadığında insanların çözüm arayışları da artar. Kriz dönemleri aynı zamanda çare arayışını gündeme getirir. Gelir daralmasının oluşturduğu olumsuzluğu dağıtmak için insanlar ilk önce gıda sorununu çözmeye çalışmaktadır. Bunun için ilk önce satın alma sıklığı ve miktarında azalma gerçekleştirilerek bütçe denkliğine uğraşılmaktadır. Bu tür geçici çözümler, derde derman olamamaktadır. Bu sıkıntıları iç dünyalarında yaşayanlar, dışarıda çözüm olduğunu hayal dahi edememektedir. Zaman geçtikçe etkileşim gerçekleşmektedir. Bireysel çözümlerle sorununu çözemeyenler, arayışlarında “gıda topluluğu” veya “tüketim kooperatifi” gibi örgütlenmeleri fark etmektedir. Bir önceki makalede, gıda topluluklarını dile getirdim.........
