Boykot
Boykot sözcüğünü ilk duyduğumda, ortaokul 2. sınıf öğrencisiydim. Büyük öğretmen boykotunu yaşamıştık. Öğretmenlerimiz derslere girmemişti. Öğretmenin derse girmemesini, çocukça bir düşünceyle eğlenceli de bulmuştuk. Şimdi yerinde yeller esen o güzelim Bulancak Ortaokulunun bahçesinde Fen bilgisi öğretmeni Fuat Demirci ve edebiyat öğretmeni Nuri Önder'in biz öğrencilere derse neden girmediklerini açıklamaya çalıştıklarını da anımsıyorum. Bu açıklamalardan sonra öğrencilerin, öğretmenlerine destek olduğunu da söylemeliyim. Yaşadığımızdan boykotun, kitlesel bir protesto olduğunu anladık. Hatta daha sonra okuduklarımızdan Cumhuriyet tarihinin önemli bir kitlesel eylemi olduğunu öğrendik. Zaman içinde bu boykotun, eşitsizliğe, adaletsizliğe karşı bir itirazda bulunma, bir direnme eylemi olduğunu fark ettik.
***
Kamu yönetimi neden vardır? Temelinde insanların bir başkasından zarar görmeden, haksızlığa uğramadan yaşamasını sağlamak vardır. Bunu gerçekleştirmek için iki temel aracı vardır: Silahlı kuvvetler ve emniyet ile adalet kurumudur. Bunun sağlanması için de vatandaşlar vergi verirler. Kamu yönetimiyle ilgili diğerleri tümüyle ayrıntıdır.
Güvenlik güçleri de tüm insanların kendi güvenliğini sağlamaya ihtiyaç duymadan ve adalet içinde yaşamasını, içeride ve dışarıda korunmasını sağlar. Adalet kurumu da haksızlığa uğrayan veya uğrama olasılığı bulunan zayıf insanların hakkını teslim etmek için vardır. Yani, hiçbir kimsenin güçlü karşısında, başı ağrımamalıdır. Kamu yönetiminin eşit olduğu yerde hiçbir vatandaşın haksızlığa uğraması, eziyet........
© Yeşilgiresun
