TRUMP APTAL MI?
Televizyonlarda büyük büyük yorumcular şunu söylüyor;
“ABD’nin mühimmatı tükenmek üzere, İran bu savaşı domine ediyor… Üstelik ABD 10 harcarken İran 1 harcıyor ve ABD bu işi sürdüremez”
Peki işin gerçeği bu mu?
Ne yazık ki koca bir HAYIR !!!
Aslında Pentagon’un envanterinde yüz binlerce mühimmat bulunuyor. Ve ABD’nin İran’a saldırısının arkasında milyarlarca dolarlık stok tazeleme hikayesi duruyor.
ABD bu savaşlar stoklarında birikmiş ve son kullanım süreleri bitmek üzere olan 100 binlerce JDAM güdüm kitleri, Hellfire füzeleri, Tomahawk seyir füzelerini tüketirken aynı zamanda savunma sanayisinde büyük bir dönüşüm yapıyor.
Çünkü Pentagon’un silah envanterinin büyük kısmı artık teknoloji açısından eski hatta çöp kabul ediliyor.
Ve bunlar ya büyük maliyetlerle imha edilecekti ya da bir yerlerde kullanılacaktı. ABD Venezuela ve İran operasyonları ile bunu yapıyor. Yani bir taşla iki kuş vuruyor. Bir yandan son kullanma tarihi gelmiş füzeleri bedavadan imha ediyor, bi yandan da istediği ülkeleri ele geçirerek Çin sorununu çözüyor.
Şimdi gelelim rakamlara…
Çünkü rakamlar çarpıcı.
Pentagon envanterinde yaklaşık 350 bin adet JDAM güdüm kiti bulunuyor. Operasyonların ilk haftasında bunun sadece 8 bin 500 adedi kullanıldı. Bu da stokların yüzde 2,4’üne denk geliyor.
Hellfire füzelerinde de tablo benzer. Yaklaşık 120 bin adet stok bulunuyor ve ilk haftada sadece 4 bin 200 adet kullanıldı. Bu da yüzde 3,5’lik bir tüketim anlamına geliyor.
Tomahawk seyir füzeleri biraz daha sınırlı ama önemli değil. Çünkü ne kadar Tomahawk kullanılırsa yerine aynı miktarda yapay zekâlı üstün füzeler konuluyor. Toplam stok yaklaşık 4 bin adet. İlk haftada yaklaşık 350 adet kullanıldı. Bu da yüzde 8,7’lik bir erime demek.
Bu verilerin gösterdiği en önemli şey; ABD askeri operasyonlar ile son kullanım ömrü tükenen eski mühimmat stoklarını eriterek yerine akıllı silahları koyuyor.
Tabi bu işin en önemli kazananı dünya silah üretiminin yüzde 50’sini elinde tutan ABD’li silah şirketleri. Bu değişim sayesinde şirketler artık 20 Bin dolarlık aptal füzeler yerine 3 Milyon dolarlık akıllı füzeler üreterek deli paralar kazanıyor.
Eski JDAM kitlerinin fiyatı yaklaşık 20 bin dolar civarında.
Yeni nesil akıllı mühimmatların maliyeti ise 2 ila 3 milyon dolar arasında değişiyor.
Yani 10 bin eski mühimmat yaklaşık 200 milyon dolar ederken, aynı kapasitenin yeni nesil sistemlerle kurulması 2–3 milyar dolar seviyesine çıkıyor.
Aradaki fark savunma şirketlerini resmen ihya ediyor.
Bu operasyonla; F35’leri de üreten ABD’li silah şirketi Lockheed Martin yıllık gelirini 15–20 milyar dolar, Boeing Defense 12–15 milyar dolar, RTX ise yaklaşık 10–12 milyar dolar arttırıyor.
Savunma sektöründeki alt yüklenicilerle birlikte toplam kâr bir anda 40 ila 57 milyar dolar seviyesine ulaşıyor.
Başka bir ifadeyle savaş yalnızca askeri bir operasyon değil. Aynı zamanda dev bir ekonomik döngü.
Bu savaşın bir de “asimetrik maliyet” boyutu var.
Sanılanın aksine ABD’nin kullandığı 20 bin dolarlık mühimmata karşı, İran hava savunma sistemi bu mühimmatı düşürmek için 1 ila 2 milyon dolarlık önleyici füze kullanmak zorunda kalıyor.
Bu denklem İran için ciddi bir ekonomik baskı yaratıyor.
Yani ABD yalnızca cephede değil, bütçede de avantajlı duruma geçiyor.
Savunma harcamalarının bir başka etkisi de ABD iç ekonomisinde görülüyor.
Özellikle üç eyalet öne çıkıyor: Texas, Alabama ve Ohio.
Texas’ta savunma yatırımlarının 40–50 milyar dolar seviyesine ulaşması bekleniyor. Bu yatırımlar yaklaşık 80–100 bin kişilik yeni istihdam yaratıyor.
Alabama’da savunma yatırımları 20–25 milyar dolar civarında. Bu eyalette de 35–45 bin yeni iş oluşması bekleniyor.
Ohio’da ise savunma ve teknoloji üretim yatırımları 25–30 milyar dolar seviyesinde. Burada yaklaşık 40–50 bin kişilik istihdam potansiyeli bulunuyor.
Yani sadece bu üç eyalette toplam ekonomik hareketin 150–200 milyar dolar seviyesine çıkması bekleniyor.
Yani savaşın ekonomik etkisi sadece şirket bilançolarında değil, eyalet ekonomilerinde de görülüyor.
ABD savaşın görünmeyen bir başka cephesi ise; teknoloji.
Yapay zekâ destekli silahlar, yüksek performanslı askeri işlemciler ve nadir toprak elementleri ABD için stratejik önem taşıyor.
ABD bunu da avantaja çevirmiş durumda… Ohio ve Texas’ta milyarlarca dolarlık yeni çip üretim yatırımları başlatıldı.
Çünkü modern savaş artık sadece tank ve uçak meselesi değil.
Aynı zamanda mikroçip, veri ve nadir metal kontrolü meselesi.
Açıkçası aslında savaşların görünmeyen bir yüzü var. Televizyon ekranlarında patlamaları, dumanları ve haritaları izliyor olabilirsiniz.
Gerçek ise bu görünenlerin çok daha ötesinde. Asıl hikâye fabrikalarda yazılıyor.
Evet bugün sahada uçaklar havalanıyor, füzeler ateşleniyor, bombalar patlıyor ama aynı anda Texas, Alabama ve Ohio’da mühimmat fabrikaları yeni vardiyalar açıyor, teknoloji tesisleri genişliyor, üretim bantları hızlanıyor…
Kısacası savaş sadece cephede değil, aynı zamanda sanayi üretim bantlarında yaşanıyor.
Üstelik bu durum yeni değil… Tarih bunun sayısız örnekleriyle dolu…
1941’de ABD İkinci Dünya Savaşı’na girdiğinde ülkede işsizlik yüzde 14 seviyesindeydi. Savaşın başlamasından üç yıl sonra bu oran yüzde 2’nin altına düştü. Çünkü Detroit’te otomobil fabrikaları tank üretmeye başladı, Boeing tesisleri bombardıman uçakları üretimine geçti.
1944 yılına gelindiğinde ABD, dünyanın geri kalanının toplamından daha fazla askeri üretim yapıyordu. Savaşın ekonomik sonucu açıktı: Amerika yalnızca askeri olarak değil, sanayi gücü açısından da süper güç hâline gelmişti.
1973 petrol krizi sonrasında ise enerji üzerinden benzer bir stratejik oyun oynandı. Enerji fiyatları küresel ekonomiyi sarsarken ABD, teknoloji ve finans gücüyle bu krizi yeni bir ekonomik düzen kurmak için kullandı.
Bugün savunma sanayinde yaşanan dönüşüm de bu tarihsel çizginin devamı gibi görünüyor.
Tarihe bakıldığında büyük güçlerin askeri operasyonlarının çoğu zaman ekonomik dönüşümlerle birlikte geldiği görülür.
İkinci Dünya Savaşı ABD’yi sanayi devi yaptı.
Soğuk Savaş teknoloji yarışını doğurdu.
Bugün yaşananlar ise savunma sanayiinin yeni bir dönüşümüne işaret ediyor.
Belki de modern çağın en önemli gerçeği şu:
Savaşlar cephede başlar.
Ama çoğu zaman ekonomide kazanılır.
