Türk Kahvesi
Bazen, karanlığın içinde kendi sesimizi duyarız; gündüzler anlamını yitirir. Saat ilerler, şehir uyur, sokak lambaları sarı ışıklarını dökmeye başlar. Ama içimizdeki karanlığı aydınlatamaz.
İşte o vakit elimiz Türk kahvesine gider.
İnsan bazen unutmak için içer, bazen de unutmanın mümkün olmadığı anlarda içer. Unutmak aslında vicdanın affetmesidir. Vicdan affetmeyi reddettiğinde, dünyanın bütün kahvelerini midene döksen hüznünü boğamazsın.
Bazı insanlar hayatımızdan gider. Bakışlarını, cümlelerini alarak giderler. Bir sonbahar akşamı camda kalan buğu gibi yavaşça yok olurlar. Fincanın kulbunda parmak izleri kalır. İnsan, kahve kadar o parmak izlerinin sahibini de özler. Annenin evladını, babanın sessizliği, bir âşığın geceleri özlediği gibi…
İşte bunlar hakikati öğretir ama bilmek ağırdır. Hakikat, omuzda taşınan görünmez bir tabuttur. İnsan yaş........
