menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çocukluğum

10 0
yesterday

Annem eskisi gibi değil. Yaş aldı, dünyanın telaşından sıyrıldı; daha elit, daha steril, daha korunaklı bir hayat yaşıyor. Zihnini berraklaştırabilmek amacıyla elimden geldiğince eskilerden bahsediyor, anılarımızı anlatıyorum.

“Hatırlıyor musun, şöyle yapardın?”, “Hatırlıyor musun, böyle derdin?” diye soruyorum. Ona her anlattığımda ben de o günlere dönüyorum.

O zamanlar lakap takma vardı. Gıybet olmasın diye sadece bana söylenenleri anlatacağım. Hayatımdaki diğer insanların lakaplarını izin almadan sizlerle paylaşmam uygun düşmez.

Bana “Kaşık Suratlı”, “Bakla Dişli”, “Deli Coya” ve “Serseri Mayın” derdi.

Bugün bunları ona söylediğimde hiçbir şeye fazla tepki vermeyen canım kadın, tatlı ve utangaç bir gülümsemeyle bana bakıyor. İşte o an diyorum ki; hatırlıyor… Gerçekten bana taktığı sıfatların hakkını verirdim. Fiziksel olanların da, karakteristik olanların da.

Çok yaramaz bir çocuktum. Çok dayak yedim, dayak attım, çok ceza aldım, çok vicdan azabı çektim. Şimdi “Çocuklar çok zorba.” diyoruz ama bizim zamanımızda bildiğin taş atmak vardı. Yerden topladığımız kaya gibi taşları birbirimizin kafasına fırlatırdık. Ayağına falan değil; kızdığımızı başından vurmaya çalışırdık. Çok taş atıldım, çok taş attım. Nasıl bir zamanmış, aklım ermiyor? Ama bizim de suçumuz yok, o zamanlar öyleydi.

Simit çok değerliydi. Simit aldığımız zaman biri “Bir kere ısırabilir miyim?” demesin diye boydan boya yalardık. Yine........

© Yeniçağ