Bir gezginin izlenimlerinden; Arnavutluk
Geçtiğimiz haftalarda kaleme aldığım; 'Balkanlar'a 150 yıllık kısa bir bakış' başlıklı yazıda ilan ettiğim üzere, ziyaret ettiğim ülkelere dair izlenimlerimi yazı dizisi yaklaşımıyla tek tek sizlerle paylaşacağım.
Bir gezginin notlarından; Arnavutluk
Köklerimle doğrudan ilişkili olan bu ülke, diğer Balkan ülkeleri arasında algı düzeyimin en açık olduğu varış noktalarından birisi oldu. Ülkenin üçüncü büyük kenti olan Vlorë'dan (Avlonya) yola çıkarak, Türkiye'de yaşamaya karar veren bir insanın genetik mirasçısıyım.
Hızlandırılmış gezi programında, neredeyse her günü başka bir ülkede karşılamak gibi bir gerçeklik söz konusu. Bir otobüs dolusu insanla birlikte hareket edildiği için doğal olarak atılan her adım planlı, ziyaret zamanlaması kısıtlı.
Tek ziyaret noktası ile belki de turun en sade geçişini yaptığımız ülkeden geriye hafızamda;
Güneşin henüz kendini göstermediği bir saatte Tiran Uluslararası Havalimanı'na iniş,
Tiran kent merkezi için planlanmış 2-3 saatlik serbest zaman,
İşkodra kentine ait belli belirsiz bir silüete uzaktan el sallamak,
Arnavutluk topraklarını şehirlerarası yollardan geçerek sessizce terk ediş kaldı.
İlginç olan ise, ülke sınırları içerisinde otobüs ile yol alırken, tur rehberinin ülke tarihi hakkında paylaştığı sıra dışı bilgiler oldu. Okullarımızda öğretilen tarih anlatıları, insanlığı kökten değiştirmiş önemli bilgileri içerdiği için, farklı bir ülkenin ulusal tarihi hakkında klişe bilgiler dışında pek fikir sahibi değiliz. Bu nedenle araçta kulak verdiğim her ayrıntı kendimi distopik bir roman içinde hissettirdi. Olabildiğince özet bir şekilde size aktaracağım.
Adolf Hitler'in intiharının ardından, 8 Mayıs 1945'te Almanya'nın koşulsuz teslimiyetiyle İkinci Dünya Savaşı'nın sona erdiği günlerdeyiz. Savaşa dahil olmuş tüm ülkelerde büyük bir kutlama hali.
Bir tek ülke hariç! Hadi tahmin edin.
Enver Halil Hoca ya da kısaca Enver Hoca, o sıralarda Arnavutluk lideri.
Döneminde alınan kararlar doğrultusunda, savaşın hala devam ettiği, düşmanın her an saldırabileceği bilgisi bilinçli bir şekilde paylaşılır. Devletin tekelinde olan televizyon ve radyo yayıncılığının yanı sıra yazılı basının da kontrol altında tutulması sayesinde, yerel........
