menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mesele Erdoğan değil Türkiye’nin itibarı veTürk Dünyasının geleceğidir

43 0
06.09.2026

Bu yazıyı okuyanlardan bazıları, “İsmail Türk de Recep Tayyip Erdoğancı mı oldu?” diyebilir.

Baştan söyleyeyim: Ben kişilerin değil, Türkiye’nin tarafındayım.

Türkiye Cumhuriyeti’ni yurt dışında kim temsil ediyorsa, onun gördüğü itibar aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin gördüğü itibardır. Bugün o makamda Recep Tayyip Erdoğan vardır, yarın başka bir Cumhurbaşkanı olacaktır. İsimler gelir geçer, siyasi iktidarlar değişir; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milletinin itibarı kalıcıdır.

Bu nedenle Kırgızistan’daki Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi vesilesiyle ortaya çıkan karşılama görüntülerine yalnızca Erdoğan üzerinden bakmayı doğru bulmuyorum.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Kırgızistan Başbakanı ve Türkiye’nin Bişkek Büyükelçisi karşılarken, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un karşılaması elbette diplomatik protokol kuralları içerisinde açıklanabilir.

Fakat bizim Türk dünyasından beklentimiz yalnızca protokol kurallarının yerine getirilmesi değildir.

Çünkü bizim hayalimiz de beklentimiz de bundan çok daha büyüktür.

Türk dünyası bir slogan değildir

Yıllardır “Türk dünyası” diyoruz.

Adriyatik’ten Çin Seddi’ne uzanan coğrafyadan, Türk Devletleri Teşkilatı’ndan, ortak tarihimizden, dilimizden, kültürümüzden ve geleceğimizden söz ediyoruz.

Peki bütün bunlar yalnızca zirvelerde çekilen aile fotoğraflarından mı ibaret olacak?

Türk dünyası gerçekten bir gelecek projesiyse bunun gereği yapılmalıdır.

Bizim hayalimiz; Türkiye’nin, Azerbaycan’ın, Kazakistan’ın, Kırgızistan’ın, Özbekistan’ın ve diğer Türk topluluklarının birbirlerinin sıkıntısına uzaktan bakan ülkeler olması değildir.

Birimizin başına bir şey geldiğinde diğerinin “Benim ekonomik çıkarım ne olur?” diye hesap yaptığı bir Türk dünyası da hayal etmiyoruz.

Elbette her devlet kendi milli çıkarını koruyacaktır. Kırgızistan Çin’le ticaret yapacaktır, Kazakistan Rusya ve Çin’le ilişkilerini sürdürecektir, Türkiye kendi jeopolitik dengelerini gözetecektir.

Bunların hepsi devlet aklının gereğidir.

Fakat kardeşlik dediğimiz şey, çıkarların bittiği yerde başlayan bir sorumluluk değil midir?

Bunun en somut örneklerinden biri Kıbrıs’tır.

Türkiye yarım asrı aşkın süredir Kıbrıs Türkünün........

© Yeniçağ