menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

'Tensipleriyle…' sözü üzerine: Liyakatin yerini alan bir dil

20 0
01.08.2026

Türkçede bazı kelimeler vardır; sözlükteki anlamıyla yaşadığı anlam zaman içinde birbirinden uzaklaşır. Dil yaşayan bir varlıktır. Toplumun yaşadığı tecrübeler, o kelimelere yeni çağrışımlar yükler. Son yıllarda en dikkat çekici örneklerden biri de hiç şüphesiz “tensipleriyle” ifadesidir.

Sözlüğe baktığınızda tensip; uygun görmek, onaylamak, uygun bulmak anlamına gelir. Ne var ki siyasetin ve bürokrasinin günlük dilinde bu kelime artık bambaşka bir çağrışım üretmektedir.

Bir kuruma yeni atanan bir yönetici konuşuyor:

“Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle bu göreve layık görüldüm…”

“Sayın Genel Başkanımızın tensipleriyle görevlendirildim…”

Bir kamu kuruluşunda…

Sanki herkes aynı metni ezberlemiş gibi cümleler peş peşe gelir.

Elbette bir makamın onayıyla göreve gelmek doğaldır. Demokratik sistemlerde de bürokratik yapılarda da son kararı verecek bir makam vardır. Buna kimsenin itirazı olamaz.

Ancak mesele kelimenin kendisi değil, bu ifadenin zamanla oluşturduğu algıdır.

Çünkü Türkiye’de uzun yıllardır yapılan bazı atamalar toplumun önemli bir kesiminde şu kanaati oluşturmuştur:

“Acaba gerçekten ehil olduğu için mi seçildi, yoksa birilerinin referansı sayesinde mi o koltuğa oturdu?”

İşte tam da bu yüzden “tensipleriyle” kelimesi artık sadece “onaylandı” anlamını taşımıyor.

Toplumun zihninde bazen şu şekilde okunuyor:

“Ben bu göreve kendi birikimimle değil, güçlü bir iradenin desteğiyle geldim.”

Belki bunu söyleyenlerin niyeti bu değildir.

Fakat kelimelerin kaderini niyetler değil, toplumun yaşadığı tecrübeler belirler.

Liyakat Kaybolunca Kelimeler de........

© Yeniçağ