SANDIK VE AYNA: Ayrışmanın psikolojisi, birlikte kalmanın siyaseti
Türkiye yine bir seçime doğru ilerliyor. Fakat bugün tartışmamız gereken mesele yalnızca hangi partinin kazanacağı değildir. Asıl soru şudur: Bir toplum neden giderek daha fazla kutuplaşır? İnsanlar neden siyasi rakiplerini farklı düşünen vatandaşlar olarak değil de tehdit olarak görmeye başlar?
Psikanaliz bize siyasal hayatın yalnızca programlar, vaatler ve ideolojiler üzerinden okunamayacağını öğretir. Toplumlar da bireyler gibi korkulara, arzulara ve savunma mekanizmalarına sahiptir. Bir milletin seçim dönemlerinde ortaya koyduğu refleksler çoğu zaman ekonomik verilerden veya siyasi projelerden daha derin köklere dayanır.
Ayrıştırmacılığın temelinde çoğu zaman "öteki" yaratma ihtiyacı vardır. Birey kendi içindeki çatışmalarla yüzleşmek yerine bunları dışarıya yansıtır. Psikanalitik literatürde buna yansıtma denir. Kendi kaygılarımızı, öfkemizi ve korkularımızı bir başkasının üzerine yükleriz. Toplumlar da benzer şekilde hareket eder. Yaşanan ekonomik sıkıntılar, toplumsal huzursuzluklar veya gelecek kaygıları belirli grupların üzerine aktarılmaya başlanır.
Bu noktada siyaset,........
