Ortak noktalar çoğalıyor
Türk siyasetinde bazı dönemler vardır ki söylenen söz kadar söylenmeyen söz de önem kazanır. CHP'de mutlak butlan kararının ardından ortaya çıkan tablo tam da böyle bir döneme işaret ediyor.
Bir tarafta mahkeme kararının uygulanmasıyla genel başkanlık makamına dönen Kemal Kılıçdaroğlu, diğer tarafta parti örgütünün, belediye başkanlarının ve milletvekillerinin önemli bölümünün desteğini arkasında bulunduran Özgür Özel bulunuyor. Dosya ise hâlâ Yargıtay'ın önünde.
Ortaya çıkan manzara yalnızca bir hukuk tartışması değil. Aynı zamanda Türkiye'nin ana muhalefet partisinin nasıl yönetileceğine ilişkin bir meşruiyet ve kurumsallık tartışmasıdır.
Bu süreçte dikkat çekici olan ise birbirinden oldukça farklı siyasi çizgilerde duran iki liderin benzer bir noktada buluşmuş olmasıdır.
Bir yanda Devlet Bahçeli, diğer yanda Tuncer Bakırhan.
Her ikisi de yaptıkları açıklamalarda Yargıtay'ın süreci uzatmaması gerektiğini, belirsizliğin sona erdirilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Bahçeli, CHP'de ortaya çıkan tablonun siyasal sistem açısından sağlıklı olmadığını belirterek Yargıtay'ın bir an önce karar vermesi gerektiğini söyledi. Bakırhan ise siyasi partilerin kendilerini güvende hissetmeleri gerektiğini ifade ederek hukuki belirsizliğin uzamasına dikkat çekti.
İlk bakışta bu açıklamalar sıradan görünebilir. Oysa biraz yakından bakıldığında oldukça ilginç bir ortak payda ortaya çıkıyor.
Çünkü iki lider de taraf seçmedi.
Hiçbiri çıkıp "haklı olan taraf Kılıçdaroğlu'dur" demedi.
Hiçbiri çıkıp "meşru olan taraf Özgür Özel'dir" demedi.
İkisi de yalnızca karar verilmesini istedi.
Bu durum aslında meselenin özünü de ortaya koyuyor.
Bugün yaşanan tartışma, CHP içindeki bir liderlik rekabetinin çok ötesine geçmiş durumda. Artık tartışılan konu, bir siyasi partinin aylar boyunca iki farklı meşruiyet kaynağıyla yönetilmeye çalışılıp çalışılamayacağıdır.
Bir tarafta mahkeme kararının yarattığı hukuki durum vardır.
Diğer tarafta örgütlerin ve seçilmiş kadroların ortaya koyduğu siyasi gerçeklik.
Bu iki alan arasındaki boşluk büyüdükçe parti içindeki gerilim de büyümektedir.
Aslında Bahçeli'nin de Bakırhan'ın da gördüğü risk........
