Bir ev ve ötesi
Bazı haberler vardır, metrekare hesabıyla okunmaz.
Bazı binalar vardır, betonundan önce hafızaya dokunur.
İmralı'da Abdullah Öcalan için bir yaşam ve çalışma alanı hazırlandığına ilişkin tartışma da tam olarak böyledir.
Mesele yalnızca bir ev değildir.
Mesele, o evin nerede olduğu, kimin için yapıldığı, nasıl yapıldığı ve belki hepsinden önemlisi, bu ülkeye ne zaman ve nasıl anlatılmasının düşünüldüğüdür.
Devlet Bahçeli'nin gazeteci Nagehan Alçı'ya yaptığı açıklamalarla İmralı'da Öcalan için “ev konforuna sahip”, bahçeli bir yapı inşa edildiğinin ortaya çıkması, Türkiye'de zaten uzun süredir devam eden tartışmayı bambaşka bir noktaya taşıdı. Daha sonra yapının çalışma alanı ve yaşam alanı şeklinde tasarlandığına ilişkin ayrıntılar da kamuoyuna yansıdı.
Ancak asıl soru şurada:
Bu ülkenin kamuoyu bu gelişmeyi neden Devlet Bahçeli'den öğrendi?
Devlet Bahçeli bunu neden şimdi söyledi?
Çünkü hafıza henüz o kadar zayıflamadı.
Daha birkaç ay önce aynı soru kamuoyunun gündemine gelmişti.
“İmralı'da Öcalan için özel bir konut mu yapılıyor?”
Adalet Bakanı Akın Gürlek'e bu soru doğrudan sorulmuştu.
Verdiği cevap açıktı:
“Özel olarak bir konut yapılma durumu yok.”
Gürlek, İmralı'da idari bir yerleşke bulunduğunu, ihtiyaç doğrultusunda yeni yapıların yapılabileceğini, ancak Öcalan'a özel bir konut inşa edilmesinin söz konusu olmadığını ifade etmişti.
Daha önce Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü de Öcalan için İmralı'da villa ya da özel konut inşa edildiği yönündeki haberleri “gerçek dışı” olarak nitelendirmişti.
Şimdi ise ülkenin en önemli siyasi aktörlerinden biri çıkıyor ve gazeteciye, İmralı'da bahçeli, yaşam koşullarına uygun bir ev yapıldığını söylüyor.
Ardından bazı gazeteciler ve siyasi isimler, aslında bu gelişmeden uzun süredir haberdar olduklarını ifade ediyor.
İşte insanın canını asıl acıtan yer burasıdır.
Demek ki mesele sadece bir yapı değildi.
Demek ki mesele, bilginin kendisiydi.
Kimin neyi bildiği...
Kimin neyi söylemediği...
Kimin hangi soruya ne cevap verdiği...
Ve kamuoyunun hangi aşamada bu gerçekle........
