menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sofa imzası kurumadan müzakere çağrısı...

43 0
11.06.2026

Kıbrıs meselesinde yıllardır değişmeyen gerçeklerden bir tanesi Rum tarafının masayı değil, masanın sağlayacağı avantajları sevdiğidir. Rum eğer gerçekten bir anlaşma isteseydi, bugün hala adanın tek meşru hükümeti gibi davranmaz, Kıbrıs Türk halkını yok sayan uluslararası kampanyalar yürütmez, her fırsatta Türkiye’yi ve KKTC’yi hedef alan ittifaklar kurmaz, adanın tamamının bir Yunan adası olduğu rüyasına kapılmazdı.

Son günlerde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in yoğun diplomatik temasları ve yaz aylarında yapılması planlanan genişletilmiş 5 1 toplantısı yeniden gündeme taşınıyor. Holguin iyimser olduğunu söylüyor. Rum lider Nikos Hristodulidis ise müzakerelerin yeniden başlayacağının ilan edileceği bir konferans için hazırlık yapıldığını ifade ediyor. Ancak ortada cevap bekleyen soru, Rum tarafı gerçekten anlaşma mı istiyor, yoksa geçmişte olduğu gibi yeni bir diplomatik tiyatronun sahnesini mi kuruyor? Bu sorunun cevabını çok uzağa gitmeden, sadece birkaç gün öncesine bakarak vermek mümkündür. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Fransa arasında imzalanan SOFA (Kuvvetlerin Statüsü) Anlaşması bunun en somut örneğidir. Bu anlaşma ile Fransa’nın Kıbrıs’taki askeri varlığı daha da kurumsallaşırken, Fransa Savunma Bakanı’nın yaptığı açıklamalar da niyetin ne olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Fransa, Güney Kıbrıs’ın güvenliğinin tehdit edilmesi halinde yanında olacağını ilan etmiş, adayı Doğu Akdeniz ve Orta Doğu operasyonları için stratejik bir üs olarak tanımlamıştır.

Rum tarafının hedefi barış ise neden askeri yığınak yapılıyor? Eğer hedef uzlaşma ise neden adanın güneyi her geçen gün yeni askeri ittifakların merkezine dönüştürülüyor? Eğer hedef güven artırıcı önlemler ise neden Fransa, ABD ve İsrail ile savunma........

© Yeniçağ