menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siyaset yazıldığı gibi okunmaz

34 0
30.05.2026

Yirminci yüzyılın jeopolitik ezberleri, savaşı ve barışı mutlak doğrular üzerinden tanımlardı. O dönemde de elbette söylemler üzerinde gölgeler vardı. Fakat kavramlar daha yerli yerinde, taraflar daha net ve belirgindi. Ya kesin bir diplomatik uzlaşı ya da topyekûn bir askeri hesaplaşma ile oyun sona ererdi. Oysa bugün öyle mi? Ukrayna düzlüklerinden Lübnan’ın iç vadilerine, oradan da Hürmüz Boğazı gerilimiyle sarsılan İran aksına kadar uzanan manzara, bize çok daha sinsi ve karmaşık bir denklemi dayatıyor. Sürdürülebilir çatışma seviyesine geldik artık. Savaş ve barış halleri sanki her an farklı yoğunluklarda sürüyor, sanki nefes alıp vermek gibi…

Dünya, kronik bir operasyon sahasına dönüşmüş durumda. Ancak bu karmaşık denklemin arkasındaki en görünmez motor, madalyonun siyasi yüzüdür. Çünkü bu kaotik dönemde, en temel hakikat yeniden kendini hatırlatıyor. O da; siyasetin hiçbir zaman yazıldığı gibi okunmadığı ya da söylediklerinin dışında anlam taşıdığıdır.

Kameralar karşısında verilen sert demeçler, uluslararası kürsülerde çekilen kırmızı çizgiler ve kitleleri konsolide etmek için üretilen hamasi retorikler vitrini süslerken; arka kapı diplomasisinde bambaşka gerçekler işletiliyor. Siyasetin bu çift defterli muhasebesi, çatışmaların neden bir türlü bitmediğini ama neden topyekûn bir dünya savaşına da evrilmediğini açıklayan yegane anahtar. Kamuoyuna yansıyan diplomatik krizler çoğu zaman kontrollü birer illüzyondan ibaret kalırken, masadaki gerçek akıl, krizin derinliğini bahsettiğim sürdürülebilir sınırda tutmayı amaçlıyor. Egemen güçler bir yandan birbirlerini en ağır yaptırımlarla tehdit edip vekiller üzerinden savaşırken, diğer yandan kapalı kapılar ardında enerji hatlarının güvenliğini, kritik hammadde........

© Yeniçağ