menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kantarın topuzunda göç var

47 0
14.03.2026

Dünya tarihini göçler yazmıştır. İmparatorlukların yükselişi, çöküşü, medeniyetlerin harmanlanması, ekonomik devrimler... Hepsi, insanların yer değiştirmesiyle şekillenmiştir. Türkiye, göç olgusunun en deneyimli aktörlerinden biridir. Selçuklular'dan Cumhuriyet'e uzanan süreçte; doğudan batıya milyonlarca göçmen ağırladık. Suriyeli mültecilerle son on yılda yaşadığımız kriz, bize göçün hem insani yükünü hem de ekonomik ve kültürel dönüşümünü öğretti. Şimdi, ufukta yeni bir fırtına beliriyor. İran merkezli bir savaşın dalgaları. Bu dalgalar, sadece sınırlarımıza değil, ekonomimize, ticaretimize ve toplumsal dokumuza da çarpıyor. Ve bu dalgalar, beraberinde yüzbinlerce hatta milyonlarca göçmeni taşımaya aday.

Öncelikle, İran savaşının Türkiye'ye yansımasını anlamak gerek. 2026'ya geldiğimizde, bu gerilim artık olasılık olmaktan çıkmış, ete kemiğe bürünmüş durumda. Göç olgusu ise kurulan tüm denklemlerin merkezinde. İran'daki savaş, milyonlarca insanı yerinden edebilir. Sadece İran coğrafyası tedirgin değil. İranlılar, Lübnanlılar, Iraklılar ve hatta Kafkasya'dan Ermeniler sınır kapılarımıza dayanabilir. Ortadoğu'da Suriye ve Irak üzerinden, Akdeniz'de deniz yoluyla, Kafkasya'da ise Gürcistan ve Azerbaycan üzerinden göç yolları açılabilir. İran'dan gelebilecek bir göç, Suriye göçünden farklı olarak eğitim düzeyi ve sermaye transferi açısından farklı bir sosyolojik profil çizecektir. Diğer ülkeler gelebilecek göçler ise daha farklı.

Türkiye'de ne olur ya da Türkiye böyle bir göce hazır mı sorularının yanıtları; yakın geçmişimizde ve günümüzde canlı olarak karşımızda duruyor. Her şeyin bir sınırı vardır. Yani doyum noktası aşıldığında kantarın topuzu kaçar.........

© Yeniçağ