menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Enerji, her şey demek

34 0
28.03.2026

Pandemi sadece hayatlarımızı değiştirmekle kalmadı, ekonomileri de derinden sarstı. 2020-2022 yılları arasında dünya neler neler gördü. Tedarik zincirleri kırıldı, fabrikalar durdu, milyonlarca insan işsiz kaldı, restoranlar, oteller, turizm sektörü adeta çöktü. Hizmet sektöründe istihdam dip yaptı. Enflasyon patladı, hükümetler ancak trilyonlarca dolarlık teşvik paketleriyle ayakta kalmaya çalıştı. Dünya Bankası verilerine göre küresel ekonomi yüzde 3,1 küçüldü. İşsizlik oranları birçok ülkede iki haneli rakamlara tırmandı. Yaralar sarılmaya başlanmıştı ki; patlak veren İran savaşı ve Hürmüz Boğazı kriziyle yeni bir enerji şoku doğdu. Bu kez mesele virüs değil; enerji. Ve enerji; öyle böyle değil, her şey demek.

Savaşın üçüncü haftasında Brent petrol 100 doları aştı, 120 dolara dayandı. Katar’ın LNG tesislerine yönelik saldırılar, üretimin yüzde 17’sini yıllarca devre dışı bıraktı. Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması, dünyanın petrol ve doğalgaz arzının yüzde 20’sini kesti. Uluslararası Enerji Ajansı doğal olarak bu gelişmeyi tarihin en büyük enerji güvenlik krizi olarak tanımladı. 1970’lerin petrol krizini aratmayan bir tablo bu. Pandemi sonrası kırılgan ekonomileri yeniden sarsmaya başladı. Peki işgücü, hizmet, tarım, imalat ve genel ekonomi bu yükü kaldırabilir mi; bence, soru işareti. Bu terazi, bu sıkleti zor çeker.

Önce tarım sektörü. Pandemide çiftçiler tohum ve gübre bulamadı, lojistik çöktü. Şimdi enerji krizi aynı yarayı daha derin açıyor. Gübre maliyetlerinin p’e yakını doğal gaza bağlı. Fiyatlar ikiye katlanınca maliyetler uçtu. Traktör yakıtı, sulama pompaları, nakliye… Hepsi zamlandı. İthal gübreye ve mazota muhtaç ülkelerde çiftçi, ürününü ekerken bile zarar ediyor. İşgücü etkisi ise vahim. Üretim düşerse işsizlik tarlada da fabrikada da artacak........

© Yeniçağ