Savcılıktan önce MHP'ye getirilen telefon
Mutlak butlan sonrası gelişmeler… İBB duruşmalarında yaşananlar… Terörsüz Türkiye sürecindeki durağanlık… Ve Ankara’daki NATO Zirvesi öncesi hazırlıklar…
Siyasetin gündemi bu dört başlık üzerinden şekillenirken, butlan krizindeki CHP’ye yön vermeye çalışan, kurultay tarihi tayin eden Devlet Bahçeli’nin MHP’sine de şekil vermeye çalışanlar var. Gündemin tozu dumanı içerisinde gözlerden kaçtı tabi…
13 Mayıs tarihli Derin MHP’de yeni perde başlıklı yazımda “Ankara’da hiçbir hesap tek perdeyle kapanmaz. Çünkü devlet içinde hiçbir yapı, kaybettiği mevziiyi sessizce terk etmez.” demiştim. İstinafın kısmi bozma kararının ardından geçtiğimiz iki hafta boyunca yeniden görülen Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasında tam da böylesine durumlar yaşandı… Kısaca sıralayacak olursak;
Ayhan Bora Kaplan, davanın seyrini değiştiren ve MHP’de İzzet Ulvi Yönter’in istifasına neden olan buluntu telefonun savcının ve polislerin kumpası olduğunu iddia etti…
Bir sanık avukatı ise, M7 kodlu gizli tanık Serdar Sertçelik’e ait olduğu öne sürülen ve operasyonu yapan polis müdürlerinden Şevket Demircan’ın avukatının bürosunun önüne bırakılan buluntu telefondaki mesajların sonradan ve manipüle edilerek oluşturulabileceğine yönelik iddialarda bulundu. Hatta bu konuda her iki tarafın bilirkişi raporları çarpıştı…
Sanık cephesi Bahçeli hamlesi de yaptı. Ayhan Bora Kaplan, Bahçeli’nin operasyonu yapan polislere “darbeci” dediği konuşmasını kendilerinin yaptırdığına dair "Biz kimiz ki, Devlet Bahçeli’ye böyle bir şey söyletelim?” dedi.
Geçtiğimiz perşembe günü gerçekleşen duruşmada ise, Serdar Sertçelik’in avukatı Alperen Ekinci, Sertçelik’in Macaristan’dan geldikten sonra yapılan sorgusunda, Sertçelik’in değil de........
