Okul Sınırı: Hukukun Bittiği Yer mi, Başladığı Yer mi?
Pazar günü yazıda, okul katliamlarının çok yönlü nedenleri olduğundan ve meselenin sadece bir okul güvenliği konusu olmadığından bahsetmiştim. Şimdi biraz daha olayı hukukçu gözüyle incelemek, burada idari ve yasal boşlukların olduğu yerlere işaret etmek istiyorum.
Neticede bu saldırıları “münferit birer suç” olarak görmek çok da mümkün değil. Karşımızda devletin Anayasal bir ödevi olan “yaşam hakkını koruma” yükümlülüğünün sarsıldığı bir tablo var. Hem de çocuklar nezdinde… Tam da bu noktada sormak gerekiyor: Okul sınırı, hukukun bittiği yer mi yoksa en güçlü şekilde başladığı yer mi?
Anayasa’nın 17.maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2.maddesi, devlete bireyleri üçüncü kişilerin saldırılarından koruma (negatif) yükümlülüğü de yükler. Okul gibi, devletin gözetimi ve denetimi altındaki bir kamu hizmeti alanında böyle bir saldırının engellenememesi, devletin koruma yükümlülüğünün ihlali anlamına gelir.
Uluslararası hukukta okullar, tıpkı hastaneler gibi dokunulmazlığı ve özel koruma statüsü olan alanlardır. Türkiye'de okullara yönelik işlenen suçların (şiddet, uyuşturucu vs.) Türk........
