menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Teknoloji nihayet annemize dönüştü

14 0
25.07.2026

Teknoloji uzun yıllar boyunca bize büyük laflarla geldi.

Dünyayı değiştirecekti. Hayatı kolaylaştıracaktı. Mesafeleri kaldıracaktı. Bilgiyi cebimize koyacaktı. Bizi daha verimli, daha hızlı, daha bağlantılı, daha akıllı yapacaktı.

Bunların bir kısmını yaptı da.

Ama son günlerde teknoloji haberlerine bakınca insanın aklına başka bir şey geliyor: Teknoloji yavaş yavaş annemize dönüşüyor.

Telefonu biraz bırak diyor.

Hava bozacak, hazırlıklı ol diyor.

Yavaş git, dikkat et diyor.

Hatta mümkün olsa “varınca haber ver” diye bildirim de gönderecek. Üstelik okundu bilgisi açık değilse bozulacak.

Bu cümleleri şaka olsun diye kuruyorum ama aslında son günlerdeki bazı teknoloji haberleri tam da bu duyguyu veriyor. Dünya yapay zekâdan, kuantum bilgisayarlardan, siber güvenlikten, uzaydan ve yeni nesil işlemcilerden söz ederken, bir yandan da teknolojinin çok gündelik, çok insani ve biraz da komik alanlara girdiğini görüyoruz.

Mesela Güney Kore’den gelen haber oldukça ilginçti. KAIST ve Stanford’dan araştırmacılar, insanın ellerini kullanmadan giyinmesine yardımcı olabilecek robotik bir kıyafet teknolojisi geliştirdi. Kumaşın içine yerleştirilen, hava basıncıyla çalışan esnek yapılar, sarmaşık gibi hareket ederek kıyafetin bedene doğru ilerlemesini sağlıyor. Araştırmacılar bu sistemin yaşlılar, engelliler, temiz oda çalışanları ve acil durum ekipleri için faydalı olabileceğini söylüyor.

Fikrin çıkış noktası da çok insani: Araştırmacılardan biri bisiklet sürerken yağmura yakalanıyor ve “Keşke yağmurluk kendi kendine giyilebilse” diye düşünüyor.

Bu düşünceye kim itiraz edebilir?

Bisiklet sürerken yağmur başlar. Bir yandan dengeyi korumaya çalışırsınız, bir yandan yağmurluğu çantadan çıkarmaya uğraşırsınız. Çanta fermuarı sıkışır. Kaskın kayışı yana döner. Bir araba su sıçratır. Gökyüzü de sanki özel olarak sizi seçmiş gibi yağmaya devam eder.

İşte insanlığın teknolojik ilerlemesi bazen tam olarak böyle anlarda başlar.

Eskiden annemiz “Yağmurluğunu al” derdi.

Şimdi teknoloji “Sen almadın, bari ben giydireyim” diyor.

Bir başka haber Volkswagen tarafından geldi. Volkswagen lisanslı yeni elektrikli bisikletlerde arka görüş kamerası, radar destekli trafik izleme ve akıllı gözlük gibi özellikler konuşuluyor. Yani bisiklete biniyorsunuz ama bisiklet neredeyse küçük bir otomobile dönüşüyor. Arkanızdan ne geliyor, kör noktada ne var, yol nasıl görünüyor, gözlüğünüze hangi bilgi düşüyor?

Bisiklet sürmek dediğimiz şey de böylece biraz değişiyor.

Bir zamanlar bisiklet, çocukluğun en sade özgürlük araçlarından biriydi. Pedala basarsınız, rüzgâr yüzünüze çarpar, zincir bazen atar, frenler bazen gıcırdar, dizinizde küçük bir yara olur ve kendinizi dünyanın en bağımsız insanı sanırsınız.

Şimdi bisiklet arkayı görüyor, radarla çevreyi izliyor, akıllı gözlükle size bilgi veriyor.

Yani teknoloji yine annelik görevinde:

“Arkana bakmadan şerit değiştirme.”

Bir sonraki aşamada bisikletin “O arkadaşla fazla görüşme, bana pek güven vermedi” demesinden endişeliyim.

Bütün bunların öbür tarafında ise New York’ta “Summer of Ludd” gibi telefon bırakma,........

© Yeniçağ