menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Takım böyle olunur: İyi ki varsınız Bizim Kızlar

26 0
26.07.2026

İnsan, ülkesinin bayrağına bakarken yalnızca bir kumaş parçası görmez. O bayrak; yıllardır biriktirilen sevinçleri, kırgınlıkları, umutları ve hayal kırıklıklarını aynı anda taşır.

Bazen bir golün ardından gökyüzüne yükselir.

Bazen kaçan bir fırsatla yere düşer.

Bazen de bir final maçının son sayısında yeniden ayağa kalkar.

Bugün o bayrak, filelerin üzerinde dalgalanıyor.

Çünkü Filenin Sultanları yine yaptı.

Yine milyonların yüreğine dokundu. Yine televizyonların karşısında sessizce bekleyen evleri çığlıklarla doldurdu. Yine tribünleri, sokakları ve sosyal medyayı aynı cümlede buluşturdu:

2026 Voleybol Milletler Ligi finalinde Brezilya karşısına çıkan A Milli Kadın Voleybol Takımımız, maça istediği gibi başlayamadı ve ilk seti kaybetti.

Fakat bu takımın hikâyesi hiçbir zaman kolay yazılmadı.

İlk darbeyi almak, onlar için çoğu zaman hikâyenin sonu değil; yeniden ayağa kalkışın başlangıcı oldu.

Brezilya ilk seti aldı.

Sonra Türkiye sahaya geri döndü.

İkinci setle birlikte oyunun rengi değişti. Üçüncü sette nefesler tutuldu. Dördüncü sette ise artık o top yalnızca bir voleybol topu değildi.

O top, milyonların biriktirdiği özlemdi.

O top, haftalardır, aylardır beklenen tarifsiz milli gururdu.

Ve son sayı geldiğinde…

Türkiye yine gökyüzüne baktı.

Filenin Sultanları, Brezilya’yı 3-1 mağlup ederek 2026 VNL şampiyonu oldu. Türkiye, 2023’ten sonra ikinci kez Milletler Ligi şampiyonluğuna ulaştı.

Ancak bu kupa yalnızca bir turnuvanın zirvesini temsil etmiyordu.

Bu kupa, son dönemde spor adına yorgun düşmüş milyonların göğsüne konulan bir gurur nişanıydı.

Türk sporu bazen büyük bir lunapark treni gibi.

Bir gün bizi gökyüzüne çıkarıyor, ertesi gün en sert virajda aşağıya bırakıyor.

Bir gün “Bu kez olacak” diyoruz.

Ertesi gün elimizde yine aynı sorularla kalıyoruz.

Futbol bu ülkenin yalnızca bir sporu değil. Milyonlar için bir alışkanlık, bir ritüel, bir çocukluk hatırası; bazen de haftanın bütün yükünü birkaç saatliğine omuzlardan alan büyük bir kaçış.

Ama son dönemde o kaçışın kapısı zaman zaman yüzümüze kapanıyor.

Milli takım sahaya çıkıyor.

Milyonlar ekran başına geçiyor.

Umutlar yeniden kuruluyor.

Büyük hedefler, büyük beklentiler ve büyük cümleler havada dolaşıyor.

Ve bazen sahada o büyük cümlelerin karşılığını bulamıyoruz.

Bazen istek sahaya yeterince yansımıyor.

Bazen ruh eksik kalıyor.

Bazen mücadele, beklentinin gerisinde kalıyor.

Taraftarın kalbi ise her defasında biraz daha yoruluyor.

Çünkü taraftar artık yalnızca kazanmayı istemiyor.

Önce mücadele görmek istiyor.

Formanın ağırlığını hisseden oyuncular görmek istiyor.

Kaybedilse bile “Elinden geleni yaptı” diyebilmek istiyor.

Tam da böyle zamanlarda, filelerin diğer tarafında bir ışık yanıyor.

Bir top havaya kalkıyor.

Ve bir anda bütün ülkenin yüzü değişiyor.

Filenin Sultanları’nı özel yapan şey yalnızca kazandıkları kupalar değil.

Onlar bize, bir takımın ne demek olduğunu yeniden hatırlatıyor.

Voleybolda elbette bireysel yetenek büyük önem taşıyor. Ancak hiçbir oyuncu tek başına maç........

© Yeniçağ