Biz "bitti" demek istemedik... Ama beklediğimiz Milli Takımı göremedik
Bir önceki yazımda şu cümleyi kurmuştum:"Başınızı kaldırın çocuklar... Biz 'bitti' demeden bitmez."
Çünkü inanmak istiyorduk.Çünkü sabahın yedisinde milyonlarca insanın uykusunu bölüp ekran başına geçmesi, sadece bir futbol maçını izlemek için değildi.Bu ülke, 24 yıllık özlemini izliyordu.Kahvaltı sofralarında umut vardı.Meydanlara kurulan dev ekranlarda heyecan vardı.Ay-yıldızlı formaların içinde yılların hasreti vardı.Ve en önemlisi...Bu kez farklı olacağına dair güçlü bir inanç vardı.
Ama futbol bazen en ağır cevabı hayallere verir.Bugün dönüp o satırlara baktığımda, keşke yanılmış olsaydım diyorum.Keşke o umut haklı çıksaydı.Keşke eleştirileri yapanlar haksız çıksaydı.Ama olmadı.Ne yazık ki olmadı.Çünkü Dünya Kupası sahnesinde Türkiye, yalnızca maç kaybetmedi.Bir kez daha potansiyelini kaybetti.Bir kez daha beklentilerini kaybetti.Bir kez daha geleceğe dair kurduğu büyük cümleleri kaybetti.Ve en acısı...Bir kez daha kendi gerçeğine yenildi.
Avustralya karşısında alınan yenilgi sonrası yapılan eleştirilerin bir kısmını erken bulmuştum.Çünkü tek maç üzerinden hüküm vermek doğru değildi.Futbolun doğasında sürprizler vardı.Bir takım kötü başlayabilir, sonra ayağa kalkabilirdi.Ama Paraguay maçı her şeyi değiştirdi.Çünkü karşımızda sadece bir mağlubiyet yoktu.Karşımızda açıklanması güç bir teslimiyet vardı.Rakip 10 kişi kalmıştı.Dünya Kupası'nda kaderiniz avuçlarınızın içine düşmüştü.Ama Türkiye o fırsatı değerlendiremedi.İşte asıl kırılma noktası buydu.
İnsan bazen yenilgiyi affeder.Mücadele eden takımı alkışlar.Ama mücadele etmeyen görüntüyü unutmaz.Türkiye'nin vedası da tam olarak böyle oldu.Rakamlar bazen kelimelerden daha acımasızdır.İki maç.Sıfır puan.Sıfır gol.Tam 62 şut.Ama sonuç yine sıfır.Bu tabloyu........
