menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bazı sevgilerin mesaisi olmaz: Türkiye'yi sabahın 5'inde ekrana kilitleyecek çılgınlık

27 0
07.06.2026

Tam 24 yıl...Bir neslin çocukluktan yetişkinliğe uzanan yolculuğu kadar uzun bir hasretin ardından Türkiye yeniden Dünya Kupası sahnesinde. Kimimiz 2002'yi gözlerimiz dolarak hatırlıyor, kimimiz sadece anlatılan efsanelerden biliyorduk. Ama artık bekleyiş sona erdi. "Bizim Çocuklar" yeniden dünyanın en büyük futbol organizasyonunda.Normal şartlarda burada sadece heyecandan, umutlardan ve milli coşkudan bahsetmek isterdim.Ancak ortada küçük bir problem var.Aslında küçük de değil...Biraz saatlere bakalım.13 Haziran'da Avustralya ile oynuyoruz. Türkiye saatiyle sabah 07.00.19 Haziran'da Paraguay karşısındayız. Yine sabah 07.00 civarı.25 Haziran'da ise ev sahibi ABD ile kozlarımızı paylaşacağız. Saat kaç mı?Sabah 05.00.Dünya Kupası izlemek için alarm kurduğumuz saatler, insanların işe gitmek için uyandığı saatlerle yarışıyor.

Bir zamanlar milli maç günleri akşam sofralarının vazgeçilmez ritüeliydi. Çaylar demlenir, çekirdekler hazırlanır, aileler ekran başına geçerdi. Şimdi ise tablo biraz farklı.Bir yanda gözlerini açmaya çalışan taraftarlar...Diğer yanda kahve makinesine sarılmış milyonlar...Bir tarafta "Gol mü oldu?" diye bağıranlar...Diğer tarafta "Ben hâlâ rüya mı görüyorum?" diye kendini sorgulayanlar...2026 Dünya Kupası'nın bize sunduğu deneyim biraz buna benziyor.

FIFA'nın matematiği elbette anlaşılır.48 takım, 104 maç, milyarlarca dolarlık yayın gelirleri, dev sponsorluk anlaşmaları ve Kuzey Amerika'nın prime-time saatleri...Ticari açıdan bakıldığında her şey mantıklı.Ama taraftar açısından?İşte orada işler biraz karışıyor.Çünkü futbol sadece ekran başındaki reyting........

© Yeniçağ