menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir dönem

43 0
15.05.2026

Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile ilişkileri, başlangıç noktasına bağlı olarak farklılık gösterse de ortaklık anlaşmasından itibaren 60 yılı aşkın bir süredir inişli çıkışlı olarak devam etmektedir. Bu süreçte Türkiye AB’ye girmek için girişimlerde bulunmuş, AB ise genellikle Türkiye’nin birliğe kabul edilmemesi yönünde bir tavır takınmıştır.

Her ne kadar AB, süregelen süreçte Türkiye’nin kriterleri yerine getirmediğini ileri sürse de, Türkiye’nin bütün kriterleri tam olarak yerine getirmesi durumunda dahi, AB örgütünün kısmen, üye ülkelerden bir bölümünün de kararlı ve belirgin bir şekilde siyasi tercihler nedeniyle Türkiye’nin üyeliğe alınmasına karşı tutum içinde olduğu ve olmaya da devam edeceği anlaşılmıştır.

Ancak son birkaç yıldır yaşanan olaylara istinaden, AB’nin ve AB üyesi olmayan Avrupa ülkelerinin, Türkiye’ye karşı ilgisinin arttığı gözlemlenmektedir. Bu durumun çıkar odaklı olduğu dikkatte alınmalı, hareket tarzlarımızın bu çerçevede oluşturulmasına özen gösterilmelidir.

Avrupa’nın Türkiye’ye ilgisi artıyor

Avrupa’nın Türkiye’ye karşı ilgisinin artması ve işbirliği yapma ihtiyacı duymasının başlıca nedeninin güvenlik kaygısından kaynaklandığı görülmektedir. Bu güvenlik kaygısına; Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı tehdit algısının, bunun üstüne Trump’ın Avrupa’nın savunma maliyetini artık üstlenmek istemediğini, Avrupa’nın kendi savunma ihtiyacını sağlaması gerektiğini, bu kapsamda önce Almanya’dan, şimdi de İtalya’dan kuvvetlerini çekeceğini belirtmesinin ve Avrupa’nın kendi başının çaresine bakması gerektiğini söylemesinin sebep olduğu ortadadır. Bu durumun Avrupa’nın savunma maliyetlerini zorunlu olarak artmasını da beraberinde getireceği bilinmektedir.

Türkiye’yle işbirliği yapma ihtiyacında, ABD/İsrail-İran savaşında belirgin olarak ortaya çıkan enerji arz güvenliğinin etkisinin de büyük rol oynadığını söylemek gerekir.

Bu durumda işbirliğinin, özellikle Avrupa Güvenlik Mimarisi çerçevesinde şekilleneceği anlaşılmaktadır. Bu mimaride Türkiye’ye olan ihtiyacın kaçınılamaz hale geldiğinin görülmesi üzerine bu konudaki çalışmaların şimdi, Yunanistan, GKRY ve Fransa engellerini aşarak nasıl gerçekleştirilebileceğine odaklandığı söylenebilir.

Türkiye’ye karşı duruşlar

Türkiye’ye karşı yaklaşımlar sergileyenlerin başında AB Komisyonu Başkanı Leyen gelmektedir. Leyen, AB’nin genişlemesini desteklediğini ve Rus, Türk veya Çin etkisine girmeden bunun Avrupa Kıtasının tamamını kapsaması gerektiğini ifade etmiş, Avrupa’nın bugüne kadar Rusya’dan ucuz enerji, Çin’den ucuz işgücü, ABD’den de güvenlik desteği alma döneminin sona erdiğini, AB’nin kendi güvenliği ve ekonomik gücünü yeniden inşa etmesi gerektiğini sözlerine ilave ederek daha bağımsız olmaları gerektiğini belirtmiştir.

Leyen’in bu açıklamalarındaki, AB aday ülkesi konumunu muhafaza eden Türkiye hakkındaki ifadeleri, bazı........

© Yeniçağ