menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türk milletinin birlik ve beraberliğine çimento

23 0
16.03.2026

Çok yönlü gazeteci-yazar İsmail Çetin gündem yaratacak bir kitaba imza attı. Çetin, “Alevîlik Yol, Bektaşîlik Medeniyettir” adlı yeni kitabında; Alevîlik, Bektaşîlik ve Ehl-i Beyt anlayışını ideolojik kalıpların dışına çıkararak hakikat merkezli bir bakışla ele alıyor. Alevîliği insanı Allah'a ulaştıran hak yol, Bektaşîliği ise Ehl-i Beyt merkezli İslâm anlayışının Anadolu'daki medeniyet ve ahlâk tecrübesi olarak tanımlayan İsmail Çetin Eserde Gadir-i Hum, Kerbelâ, velâyet ve Ehl-i Beyt kavramlarını ilmî ve tarihî kaynaklarla mercek altına alıyor. İslâm dünyasındaki fikrî ve ahlâkî krizin mezhep ayrılıklarından değil, Ehl-i Beyt merkezinden uzaklaşmaktan kaynaklandığını vurguluyor. Bu çalışmasının, gerçek manada Aleviliği, Bektaşiliği ve Ehl-i Beyt'i anlamak isteyen herkes için güçlü bir başvuru kaynağı olduğunu belirten İsmail Çetin, “Ayrıştıran değil birleştiren, kimlik dayatmayan, hakikati merkeze alan bu eser” diye tanımladığı kitabı yazış sebebini şöyle özetliyor:

“Bu kitap, bir mezhebi savunmak, bir kimliği yüceltmek, ya da tarihsel tartışmaları yeniden alevlendirmek için kaleme alınmadı. Bu eser, İslam’ın özüne, peygamberin emanetine ve Ehl-i Beyt hakikatine yeniden dönme ihtiyacından doğdu. Bugün İslam dünyası parçalanmış, kavramlar yerinden edilmiş, hak ile batıl iç içe geçirilmiştir. Müslümanlar; mezhep, meşrep, etnik aidiyet ve siyasi tercihleri üzerinden birbirine düşürülmüş, Ehl-i Beyt sevgisi dahi ayrışmanın gerekçesi haline getirilmiştir. Oysa Peygamber Efendimiz Müslümanlara iki emanet bırakmış ve kurtuluşun yolunu açıkça göstermiştir: Kur’an ve Ehl-i Beyt…

Ehl-i Beyt, herhangi bir zümrenin değil, bütün Müslümanların orta değeridir. Bu kitap, işte bu ortak değeri yeniden merkeze almak; İslam’ı kimlikler üzerinden değil hakikatler üzerinden yeniden düşünmek amacıyla yazılmıştır. Bu eser; 86 milyonu birlik, beraberlik ve kardeşlik içinde yaşatma idealini esas alarak; ötekileştirmeden, dışlamadan ve ayrıştırmadan kucaklamayı ilke edinmiş bir anlayışla kaleme alınmıştır.

Bu çalışmayı okuyan bir Alevî’nin Sünnî’ye, bir Sünnî’nin de Alevî’ye bakış açısının değişeceğine; aslında aynı kaynaktan beslendiklerini ve aynı hakikat merkezinde buluştuklarını fark edeceklerine inanıyorum.

Bugüne kadar birçok ayrılığın kulaktan dolma bilgilerden, eksik ya da yanlış aktarımlardan kaynaklandığı açıktır. İnsanlar çoğu zaman yanlış bildiklerini doğru zannederek, önyargılarla şekillenmiş bir bakış açısıyla hareket edebilmektedir. Bu eser, tam da bu noktada; ezberleri sorgulamaya, bilgi kirliliğini ayıklamaya ve hakikati merkeze almaya davet etmektedir.

Amacım bir tarafı diğerine üstün kılmak değil; ortak değerlerimizi, ortak inancımızı ve ortak vicdanımızı hatırlatmaktır. Çünkü mesele kimlik yarışı değil; ahlâk, adalet ve kardeşlik meselesidir.

İnancım odur ki bu eserle birlikte gönüllere kardeşlik tohumları atılacak; 86 Milyonun aynı vatan çatısı altında birbirini daha iyi anlayarak, daha güçlü bir birlik ruhuyla geleceğe yürümesine katkı sağlanacaktır.

Ayrıştıran değil birleştiren, kimlik dayatmayan, hakikati merkeze alan bu eser; gerçek manada Alevîliği, Bektaşiliği ve Ehl-i Beyt’i anlamak isteyen herkes için güçlü bir başvuru kaynağıdır.”

İsmail Çetin bu eserinde; Alevîlik, Bektaşilik ve Ehl-i Beyt anlayışını ideolojik kalıpların, yerleşik ezberlerin ve uzun yıllar tekrar edilen yanlış anlatıların dışına taşıyarak, hakikat merkezli bir perspektifle ele alıyor. Kitapta Alevîlik; bir kimlik, etnik aidiyet ya da mezhep olarak değil, insanı Allah’a ulaştıran hak yol olarak tanımlanırken; Bektaşîlik ise Ehl-i Beyt merkezli İslâm anlayışının Anadolu’da medeniyet, devlet aklı ve toplumsal ahlâk hâline gelmiş irfan tecrübesi olarak konumlandırılıyor. Çetin’e göre mesele, kimlik tartışmalarından ziyade hakikat, ahlâk ve adalet meselesidir.

Kitaptaki; “Hak İslâm Ehl-i Beyt’tir”, “Mumsöndü İbadettir”, “Andımız Bektaşî ahlâkıdır”, “Osmanlı ve Cumhuriyet Bektaşî felsefesiyle kuruldu”, “Andımız neyse Gülbenk de odur”, “Kut anlayışı Ehl-i Beyt’le nasıl yoğruldu”, “Cumhuriyet Devletin, Laiklik Dinin teminatıdır” gibi tartışmalı başlıklar; tarihsel gerçeklik ve sahih kaynaklar temelinde değerlendiriliyor.

Eserde ayrıca; Yörük Alevilerinin tarihsel rolü, Abdallık kurumu, Ahilik-Bektaşîlik ilişkisi ve Ehl-i Beyt’in bir soy değil, sorumluluk ve ahlâk anlayışı olduğu yaklaşımı açık ve net biçimde ortaya konuluyor.

Yıllardır Alevîlere, Bektaşîlere ve Tahtacılara yöneltilen iftira ve çarpıtmalara; polemik üretmeden, belge ve akıl temelinde cevap veriliyor.

(*Siyah-Beyaz Yayınları)


© Yeniçağ