menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türk, mizahtan korkmaz

265 0
yesterday

Mizahtan korksaydık Nasrettin Hoca’mız olur muydu? Hoca’nın fıkraları bütün Türk Dünyası’nda yaygındır. İdil Ural bölgesinden Doğu Türkistan’a kadar. Bazı yerlerde Hoca Nasrettin, bazı yerlerde Nasrettin Efendi, bazı bölgelerde de sadece Efendi’dir.

Fıkralar günlük hayatın her şeyiyle ilgili olabilir. Dinle ilgili inanç ve muamelat da günlük hayatımızın içindedir. Eski tarihlerde daha da fazla böyleydi. Bu sebeple dinî kavram, olgu ve olaylar da fıkraların konusu olmuştur. Hani okuma yazma bilmeyen bir adam elindeki mektubu Nasrettin Hoca’ya okutmak istemiş de Hoca bazı yerleri okuyamayınca adam, “Başındaki koca kavuktan utan.” demiş ya. Hoca da ne demiş? “Keramet kavukta ise al başına geçir de sen oku bakalım.” Ne yapacağız şimdi, kavuk dinî bir simgedir, deyip bu fıkrayı anlatanları içeri mi atacağız?

Daha da ileri giden fıkralar var. Sevimli Hoca’mız bir miktar ceviz getirip köyün çocuklarına dağıtmak istemiş ve sormuş: “Allah taksimi mi, kul taksimi mi istersiniz?” Çocuklar bir ağızdan “Allah taksimi” diye bağırmışlar. Bunun üzerine Hoca kimisine beş, kimisine bir ceviz verir. Bazılarına da hiç vermez. Çocuklar sızlanmaya başlayınca “Allah taksimi böyledir çocuklar; kimine az verir, kimine........

© Yeniçağ