Babamızın çiftliğinde OVP fermanı…
Yeni açıklanan Orta Vadeli Program’ın dili parlak; “yeşil dönüşüm”, “döngüsel ekonomi”, “dikey tarım” gibi sloganlar tıkır tıkır sıralanıyor. Ancak vaatleri sıralayan tabelanın arkasında sahada başka bir harita var: tarım arazileri madenciliğe açılıyor, su kaynakları büyük projelere, enerji altyapısına tahsis ediliyor; sonra halka deniyor ki “burada su yok, en iyisi dikey tarıma geçelim.” Bu mesajın adı bilgilendirme değil manipülasyondur. Önce toprağı, suyu ve işgücünü değiştiriyorsunuz; sonra şehirliye “taze” paketli sebze verip her şeyi normal göstermeye çalışıyorsunuz. Dikey tarımın buğdayı, mısırı, ayçiçeğini üretemediğini biliyoruz; oysa OVP’nin gıda güvenliği söylemi bu sınırlamayı göstermiyor.
Bu mesele teknik bir zaaf değil, bir sistem tercihi meselesidir. Dikey tarım kapalı devre teknolojilerle çalışır: LED aydınlatma, iklim kontrolü, pompalar, otomasyon… Bunların hepsi sürekli elektrik ister. Elektriğin ana yükünü maden-temelli, fosil yakıtlı santraller karşılıyorsa, şehirdeki laboratuvar-çiftliklerin enerji faturası kırsalda geri dönülmez ekolojik faturaya dönüşür. Toprak ise kolay üretilen bir kaynak değildir; bir santimetre verimli toprağın oluşması insani ölçekte asla telafi edilemez. Topraksız üretim, mikrobesinler ve iz elementler açısından toprak döngüsünün sunduğu zenginliği birebir........
