menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Doğanın kalbini söken sömürü: Ekstraktivizm

11 0
21.07.2026

Türkiye’de kapitalist sistem emek sömürüsünü derinleştirirken, çok boyutlu ekstraktivist uygulamalarla doğayı ve doğaya bağlı insan yaşamını da parçalıyor.

Türkiye kapitalizmi 1990’lı yılların ortalarından itibaren, özellikle 2000’li yıllarda yeniden yapılanma sürecine girdi. Gelişimi iki aksta biçimlendi. Bunların birincisi küresel emek, değer, meta zincirinin parçası olarak konumlanmasıdır.

İkinci aksı ise kendini yeni devlet ve alt emperyalist yönelimler olarak dışa vurmaktadır. Bu süreç bir başka ifadeyle alt emperyalist hamlelerle iç içe geçmiş geç-yeni faşizm düzenlenmeleridir.

Türkiye kapitalizmi uluslararası yeni iş bölümüne uygun olarak küresel emek, lojistik ve tedarik odağı olma yönünde hızlı adımlar attı. Bunun en somut göstergesi Anadolu ve Kürt illerine yayılan bugün sayıları 400’ü aşan organize sanayi bölgeleri ve yine sayıları 30’a yaklaşan özel endüstri bölgeleridir.

Önümüzdeki yıllarda sayının orantısal artması bekleniyor. Bunun anlamı Anadolu’nun kapalı, geleneksel illeri dahil, Kürt illerinin proleter kentlere dönüşmesidir. Bu durum proleterleşme sürecinin bir yansıması olduğu kadar sınıfsal antagonizmanın şiddetlenmesine yol açmaktadır. Bu gelişmelerin bir başka boyutu sınıfa yönelik despotik emek rejimlerinin devreye sokulmasıdır. Maksimum sömürü ve sınıfın atomizasyonunu hedefleyen despotik emek rejimleri, despotik siyasal rejimleri ve despotik bir devleti koşullamaktadır.

Bu politikalardan ayrılmaz biçimde hayata geçirilen bir diğer uygulama ise ekstraktivizm diye ifade edilen çok katmanlı kaynak sömürüsüdür. 2008 kapitalizmin genelleşmiş krizi sonrası derinleşen bu sömürü küresel düzeyde finans kapitalin stratejik yönelimlerinden biridir.

Agresif sermaye birikimi ve ekstraktivizm

Ekstraktivizm dar anlamda ele alındığı gibi........

© Yeni Yaşam