menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CHP çaresiz bizim çaremiz nedir?

26 0
19.07.2026

CHP enkaz halinde. Özgür Özel tasfiye sürecinden “yeni partiyle” çıkmak için var güçle çalışıyor. Ama “eski partiyi” enkaza çeviren gücün, daha rüştünü ispat etmeye bile fırsat bulamadan “yeni partiye” neler yapacağını ya düşünmüyor ya da bir başka çare için gücü yetmiyor. O “başka çarenin” şu anda süren ve çürütülene kadar sürdürüleceği anlaşılan “müzakere sürecine” DEM Parti ile eylem birliği kurarak tüm ağırlığını koymak olduğunu defalardır yazdım. Olmuyor. Olsun diye yazmaya devam ederiz etmesine de artık gerçeği de ifade etme zamanı gelmiş bulunuyor. Müzakere süreci herkes için demokrasi vaat ediyor olsa bile, Kürt halkı müzakere sürecinde ne yazık ki “tek başına”dır. Hatta kimi sosyalist “dostları” bile, ortada bir “proletarya ihtilali” ihtimali varmış gibi Kürt Özgürlük Hareketi’ni “devrimden vazgeçmekle” suçluyor. Gözlerinin önündeki “süreç içinde darbenin ve faşizmin yeni ve son aşamaya tırmandığı” umurlarında bile değil. Daha fenası son NATO zirvesinde küresel emperyalizmin Türkiye’de süregiden darbeye tam destek verdiğinden de habersiz gibiler. Darbe son aşamasına başarıyla tırmandığı gün, Türk ordusunun Ukrayna ya da İran savaşına bulaştırılmasıyla karşı karşıya kalınacağını hesap etmeyi bile gereksiz sayıyorlar.

Bardağın yarıdan fazlası boş olsa da dibinde hâlâ su olduğunu unutmayalım. Apo’nun “negatif devrim” dediği elli yıllık savaş şu sonuçları doğurdu:

Birincisi Türk devleti PKK’yi yok etme amacına ulaşamadı. Dünya savaşının sürdüğü koşullarda PKK’yi yok etmeye kalkışmanın doğuracağı kaotik sonuçları gördü ve Öcalan’la masaya oturdu. Müzakere her şeye rağmen devam ediyor. Çıkmamış candan umut nasıl kesilmezse devam eden müzakereden de umut kesilmez.

İkincisi, bu “negatif devrimci sürecin” en önemli sonucu elli yıl önce “yok sayılan” Kürt ulusunun ve dilinin fiilen kabul edilmiş olmasıdır. Önem şurada: Kürt ulusu ve dili yok sayılıyor olsaydı, müzakere sürecinden sadece “savaşın bitmesi” dışında hiçbir şey beklenemezdi. Ama devlet Kürtlerin varlığını ve dilini fiilen kabul etmiştir ve Kürt ulusu var olduğuna göre her ulusun doğuştan gelme haklarına sahiptir. Müzakere sürecinde yalnız “silahlı savaşın........

© Yeni Yaşam