menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bu entegrasyon başka bir entegrasyon

30 0
10.09.2026

Demokratik entegrasyon hala tartışmaların merkezinde yer almaya devam ediyor. Entegrasyon sözcüğü çoğu zaman sözlük anlamı çerçevesinde ele alınıyor ve “devletle uyum” ulusal sorunun çözümünden vazgeçildiği kanısını uyandırıyor. Bunun da arkası geliyor, havada “teslimiyet, ihanet” hakaretleri uçuşmaya başlıyor.

Oysa devlet demokratik entegrasyonun ne anlama geldiğini, bunun devrimci-demokratik özünü yanlış tartışanlardan çok daha iyi biliyor. Bildiği çok açık. Demokratik entegrasyonun “teslimiyet ya da ihanet” olduğunu tartışan kimileri gibi düşünseydi, masadaki müzakere bir gün içinde sonlanırdı. Gerçek şu:  Masada tarafların kıran kırana tartıştığı konu Kürt sorununu “demokratik entegrasyon” yoluyla çözme konusudur. Öcalan’ın bu yolla Kürt sorununda inkâr ve imha stratejisini sona erdirmeyi teklif ettiğinden beri devletin ezberi allak bullak olmuştur.

“Tek başına satranç oyununda” Öcalan devleti açmaza almış bulunuyor.

27 Şubat açıklamasını hatırlayalım: Açıklamada demokratikleşme ön koşuluyla Öcalan “ayrı devlet, konfederasyon, federasyon ve idari-bölgesel özerklikten vazgeçileceğini, silahlı savaşa son verileceğini ve PKK’nin kendini feshedeceğini” ilan etmişti. Satranç tahtasına bakanlar, Öcalan’ın üç-dört piyonunu, bir atını ve iki kalesini feda ettiğini görünce maçın matla sonuçlanacağını sanmışlardı. Fakat devlet de en az Öcalan kadar satranç ustasıdır. Bu “fedai hamlesiyle” Öcalan’ın tek kale ve vezirle devletin Şah’ını açmaza aldığını anında anlamıştır. O nedenle de 27 Şubat açıklama metninden “demokratikleşme ön şartını” umutsuzca kaldırmaya çalışmış, sonunda bir “uzlaşmayla” demokratikleşme ön şartı resmi metinden çıkarılmış, ama Sırrı Süreyya’ya verilen notla okunan metne yeniden eklenmesine devlet çar naçar razı olmuştur. Sonuç açmazın devamı ve iki yıllık müzakere olmuştur.

Şimdi “açmazın” nasıl oluştuğuna geliyoruz.

Kürt sorunu devletin “tek devlet, tek millet, tek dil, tek din ve tek mezhep” dayatmasıyla Sünni, Alevi, Êzidî, Hıristiyan Kürt ulusunun varlığını ve dilini “inkâr” etmesi, inkâra karşı çıkanları da “tedip” (yani terbiye) etmek amacıyla “imha” yoluna gitmesiyle ortaya çıkan bir sorundur.

Bu sorun yüz yıldır yaşanan isyanların temel sebebidir.

Son elli yıldır süren isyanla ilgili özgünlük çok önemlidir. İsyan başlangıçta ayrı devlet amaçlıydı. Ama diğer ulusal kurtuluş savaşlarından farklı olarak bu isyan “gecikmiş” bir isyandı.........

© Yeni Yaşam