Sosyal yıkım derinleştikçe otoriterleşme artıyor!
Ücretleri ve sosyal harcamaları baskı altına alarak enflasyonu düşürmeyi hedefleyen hükümetin ekonomi programı işe yaramadı. OECD ve Avrupa ülkeleri içinde Türkiye, -TÜİK’in gerçek fiyat artışlarını düşük gösterme gayretlerine rağmen- hâlâ enflasyonun en yüksek olduğu ülke. Özellikle gıda, barınma, enerji, sağlık gibi temel tüketim mal ve hizmetlerinde engellenemeyen fiyat artışları ekonomik krizi daha önce eşi benzeri görülmemiş bir sosyal yıkıma dönüştürüyor.
Sadece bugün uygulanan -Bakan Şimşek’in adıyla anılan- program değil, iktidarda olduğu uzun yıllar boyunca AKP’nin izlediği istihdamı daraltan, yoksulluğu geniş kesimlere yayarak gelir ve servet eşitsizliğini arttıran politikaların sonucu olarak, nüfusun önemli bir kesimi yeterli ve sağlıklı beslenme, güvenli koşullarda barınma, eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşabilme olanaklarından yoksun. Yalnız işsizler ya da emek piyasasının en altındaki dezavantajlı kesimler değil, mavi yakalısından beyaz yakalısına, eğitimlisinden eğitimsizine, işçisinden memuruna, asgari ücretlisinden ücreti toplu sözleşmeyle belirlenen sendikalısına kadar ücretli emekçilerin ve emeklilerin çok büyük bölümü temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz durumda. Kendi hesabına çalışan çiftçinin, küçük üreticinin, esnafın durumunun da farklı olduğu söylenemez.
Bu karanlık tablodan daha vahim olan ise küresel üretim zincirini ve dolayısıyla dünya ekonomisini sarsan İran savaşının yarattığı etkinin henüz tüm boyutlarıyla bu tabloya yansımamış olması. İran-ABD görüşmeleri olumlu sonuçlanıp, savaş bugün sona erse bile enerji ve hammadde tedarikinde dünyanın can........
