Sfenks ve Kürt mesafesi
Edgar Allan Poe’nun “Sfenks” adlı kısacık öyküsü son derece öğreticidir. Bu öykü insan algısının yanıltıcılığı, korkunun zihni nasıl çarpıttığı ve olayların perspektif gerçeğini (yakınlık derecesini) nasıl değiştirdiği üzerine kurulu felsefi bir anlatıdır. [Ayrıca örgütlü politik ortamların en meşhur eleştirilerinden olan “bakış açını değiştir heval” sözünün de kök hücresidir.]
Öykü, New York’ta yaşanan korkunç bir kolera salgını sırasında geçer. Anlatıcı, bu salgının yarattığı dehşetten uzaklaşmak için bir kır evine sığınır. Ev sahibi olan akrabası, son derece serinkanlı, felsefi bir zekâya sahip ve “gerçekdışı” korkulara prim vermeyen biridir. Buna karşılık anlatıcı, her gün gelen ölüm haberlerinin etkisiyle yoğun bir bunalım yaşayan, esen rüzgârın bile ölüm taşıdığına inanan ve belirtilere aşırı inanç duyan bir karakterdir. Sıcak bir günün sonunda, anlatıcı pencerenin önünde oturup karşıdaki tepeye bakarken, birden tepeden aşağı inip ormana dalan devasa, korkunç bir canavar görür. Gördüğü canavar büyüktür, devasa kanatları vardır, dehşet bir ses ve görüntüye sahiptir. Ve çok geçmeden anlatıcı bu görüntü karşısında bayılır. Kendine geldiğinde, bunun yaklaşan ölümünün veya deliliğinin bir işareti olduğunu düşünür. Birkaç gün sonra aynı odada ev sahibiyle otururken canavarı tekrar görür ve dehşet içinde arkadaşına gösterir. Ancak arkadaşı, anlatıcının işaret ettiği yerde hiçbir şey görmediğini söyler. Ev sahibi, anlatıcının tarifini dinledikten sonra sakinliğini korur ve bir Doğa Bilimleri kitabı eline alır. Kitaptan “Sfenks” adı verilen, bir güve/kelebek türünün tanımını okur. Tanım, anlatıcının gördüğü canavarla birebir uyuşmaktadır. Bunun üzerine ev sahibi, anlatıcının oturduğu koltuğa geçer ve gerçeği açıklar: Anlatıcının uzaktaki tepede devasa bir canavar olarak gördüğü şey, aslında pencerenin camında, gözüne çok yakın bir mesafede örümcek ağında hareket eden küçük bir böcektir. Anlatıcı, böceğin gözüne olan aşırı yakınlığı nedeniyle perspektif hatasına düşmüş ve onu uzaktaki devasa bir varlık sanmıştır. Tüm mesele bundan ibarettir.
Öyküdeki ev sahibi, insan........
