menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Devletlerin çizgisi, halkların kafesi

31 0
05.05.2026

Kapitalist modernite, on yıllar boyunca bizlere devlet sınırlarının “kutsal”, “doğal” ve “dokunulmaz” olduğunu ezberletti ve bundaki ısrar tam gaz sürüyor. Oysa tarihsel gerçeklik, bu sınırların insanlığın doğal bir evrimi değil, sömürgeci aklın bir dayatması olduğudur. Bu çerçevede Kerry Goettlich’in “Sınır Boylarından Sınırlara: Sömürge Teknisyenleri Modern Bölgeselciliği Nasıl Yarattı” adlı çalışması üzerine biraz durmak istiyorum. Çünkü ilginç bir şekilde tam da Sayın Öcalan’ın “Demokratik ulus” düşüncesini ete kemiğe büründürüyor. En totalde şöyle bir ilişki kurarak başlanabilir. Öcalan’ın “Demokratik Ulus” düşüncesi, Goettlich’in bu tarihsel-teknik tespitini birebir doğrulayıp, onu politik bir gerçeğe dönüştürüyor.

Bu iki okuma yan yana getirildiğinde; biri sömürgeci aklın harita üzerindeki cinayetlerini deşifre ederken, diğeri bu cinayet mahallinden ahlaki ve politik bir toplumun nasıl diriltileceğini gösterdiği görülür.

Dünya siyasetinde genel geçer bir yalan vardır: “Doğrusal ve kesin sınırlar, Avrupa’da modern devletin icadıyla ortaya çıkmış ve oradan sömürgelere ihraç edilmiştir”. Goettlich, bu metodolojik milliyetçiliği ve Avrupa merkezli “yayılmacılık” efsanesini temelden reddediyor. Bize öğretilenin aksine, modern bölgeselciliğin temeli Jean Bodin veya Thomas Hobbes gibi Batılı düşünürlerin afili “egemenlik” kuramlarında değil; haritacıların, mühendislerin ve elinde ölçüm cihazlarıyla sahada gezen sömürge teknisyenlerinin “sınırlandırma” ve “işaretleme” pratiklerinde yatıyor diyor.

Avrupa devletleri, 1815 Viyana Kongresi’ne kadar bile sınırlarını kesin çizgilerle belirlememişken, bu modern sınır pratikleri çok daha öncesinde Kuzey Amerika’daki yerleşimci sömürgelerde ortaya çıkmıştı diyor kitap. Avrupalı yerleşimciler, Kuzey Amerika’da işgal ettikleri toprakları parselleyip “özel mülk” edinme yarışına girdiklerinde devasa çatışmalar yaşandı. Bu çatışmaları çözmek için “geometrik arazi ölçümü” alışkanlığı geliştirildi. Maryland ve Pennsylvania arasındaki Mason-Dixon Hattı gibi örnekler de gösteriyor ki, modern siyasi sınırlar aslında özel mülkiyet sınırlarının ölçek olarak büyütülmüş ve devlete uyarlanmış halinden başka bir şey değildir. Yani kutsanan o devlet sınırları, özünde sömürgecilerin gasp ettikleri toprakları kendi aralarında pay etme kavgasıdır.

Goettlich özetle şöyle devam ediyor: “Bu durum, sömürü kolonisi olan Hindistan’da daha da vahşi bir ‘bilgi krizi’ne dönüştü. İngiliz........

© Yeni Yaşam